Bölüm 18: Instagram

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOSAndroid

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 18. bölümünde modern insanın sosyal medya üzerinden kendisini gösterme isteğinden bahsediyoruz. Sohbetimiz haliyle, 21. yüzyılın imaj takıntılı, ilgi arsızı, beğeni ve geri bildirim oburu insanlarını en çok tatmin eden mecra olan Instagram çevresinde şekilleniyor. İlginiz dahilinde çektiğiniz fotoğrafları sizi takip eden insanlarla paylaşmak ve merak ettiğiniz kişileri de kendiniz takip edebilmek için ücretsiz, kolay erişilebilir ve çok kullanıcılı bir platform olan Instagram gerçekten çok büyük bir imkan sunuyor. Peki bu imkanı her gün makineli tüfek gibi aynı selfieleri ateşleyerek veya tatilden AYAK fotoğrafı atarak kullanmamız ne kadar doğru? Önemli olan hangi araçlara sahip olduğumuz değil, o araçları kullanarak ne yaptığımız ve söylediğimiz dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız. Başka birçok problem var, biliyorum. Buraya yazmıyorum ki bölümü dinleyin.

Bölüm 17: Justin Trudeau, Film İzlerken Konuşmak

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 17. bölümünde uzun zamandır beklediğim fırsatı yakalıyor ve 21. yüzyılın gördüğü en büyük soytarılardan biri olan Justin Trudeau’dan bahsediyorum. Tek amacı sürekli gündemde olmak ve ilgi çekmek olan biri şarkı söylemek, oyuncu olmak veya herhangi bir mesleği icra etmek için gereken yeteneğe sahip değilse ne yapar? Babasının torpiliyle siyasetçi olur, her gün giydiği embesil çoraplarla karşımıza çıkar, milletin fotoğrafına atlayıp her şeyi kendisiyle ilgili hale getirir. Başka neler yaptığı ve yapabileceği 17. bölümümüzde.

Programın ikinci bölümünde Hakan; kamusal alanda bağırmamak, tanımadığın insana dokunmamak, ağız şapırdatmamak, hapşırırken ağız kapatmak gibi genel görgü ve nezaket kurallarından birine savaş açıyor ve film izlerken konuşmayı savunuyor. Siz de benim gibi film izlerken konuşmanın hiçbir şart ve şekilde savunulamayacağını düşünüyorsanız bu bölümü kaçırmayın.

Bölüm 16: Whatsapp, Şık Giyinmek

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

1 haftalık aranın ardından Dünya Nereye Gidiyor 16. bölümüyle yayında. Üstelik telafi etmek için iki bölüm uzunluğunda.

Bu bölümde bana göre dünyanın en iyi keşiflerden biri olan ve akıllı telefonlarımızı bu kadar fazla kullanmamızın bir numaralı sebebi Whatsapp’tan bahsediyoruz. Bu kadar önemli bir hizmetin ücretsiz olması, kişisel bilgilerin gizliliği, big data, emoji enflasyonu ve Whatsapp gruplarının arkadaşlıklara katkısı konularımız arasında. Ama önce…

Dinleyicilerimizin dertlerine derman olamayacaksak bu programın ne anlamı var? Bize ulaşarak önemli bir sorununun çözümü için tavsiye isteyen dinleyicimize uzman fikirlerimizi sunduk. Konuyla ilgili güncel gelişmeleri kendisinden bekliyoruz.

Son olarak, muhtemelen insanlık tarihinin büyük çoğunluğunda önem taşıyan fakat ne anlama geldiği ve nasıl yapılması gerektiği sürekli olarak değişen “şık giyinmek” konseptini tartışıyoruz. Smart casual’cılar, abartılı giyinen fakirler, ciddiyetsiz giyinen zenginler, giyilen kıyafetin psikoloji üzerinde etkisi ve daha birçok konuyu bu bölümde bulabilirsiniz.

Bölüm 15: Sohbet Ederken Telefona Bakmak

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 15. bölümünde, çağımızın en büyük “hastalık”larından birini ele alıyoruz: sohbet ederken telefona bakmak. Herkesin ısrarla yaptığı, yaparken keyif aldığı ama yapmıyormuş gibi davranarak ne kadar kötü bir şey olduğundan bahsettiği bu eylemi her yönüyle inceledik. Bulunduğu ortamdan kendini soyutlamak isteyenler, o an bahsedilen konuyla ilgilenmeyenler, güncel kalmaya çalışanlar, kalabalık bir davette yalnız olduğu gerçeğini gizleme çabasındakiler, bire bir konuşmada bile telefonuna dokunmadan yapamayanlar ve daha birçokları; yani sen, ben, biz, bu bölümün konusuyuz. Ama önce…

Biliyorsunuz, bu sene hayatımıza hızlı bir giriş yapan ve sanki daha önce hiç yalan söylenmiyormuş ve insanlar bu yalanlara asla inanmıyormuş gibi hayretlerle karşılanan, Oxford Dictionaries tarafından yılın kelimesi seçilen post-truth dönemindeyiz. Tabii fake news üretimi gazetecilere veya siyasetçilere mahsus değil. Hepimizin hayatında yeri gelince ortaya akıl almaz iddialar atan insanlar vardır. Peki bu ipe sapa gelmez yalanları duyunca ne yapmak gerekir? Hızlıca telefondan işin gerçeğini araştırıp iddia sahibine ve ortamdaki diğer kişilere gururla göstermek mi, yoksa dibe vurana kadar kendini rezil etmesine müsaade etmek mi? Bu sorunun cevabını ve çok daha fazlasını bu bölümde bulabilirsiniz.

Bölüm 14: Tam Çalışmayan Teknolojiler, Sigarayı Bırakmak

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Tıpkı canlılar gibi, yeni keşfedilen aletler ve teknolojiler de doğar, olgunlaşır ve ölür. Evrimin doğal seçilim aracılığıyla canlılara yaptığını bizler de yeni icatlara yaparız. Yeterince iyi çalışmayan, ihtiyaçlarımızı karşılamayan ve hayatımızı kolaylaştırmayan makinelerin ömrü diğerlerine göre daha kısa olur. Yoksa bugün, Allah korusun, hala Internet Explorer ve Blackberry kullanacaktık. Peki aletler vaatlerini yerine getirememelerine, tam çalışmamalarına, eskisinden daha kötü bir durum yaratmalarına rağmen onları ısrarla kullanmaya devam ettiğimizde ne olur? Dünya Nereye Gidiyor’un 14. bölümünde, tam çalışmayan teknolojileri konuşuyoruz.

Programın ikinci bölümünde Hakan, sigarayı bırakmanın hayatında yarattığı boşluktan, yıkıcı etkiden, onarılmaz yaralardan bahsediyor. Her ne kadar konuya sigarayı bırakmanın dünyayı iyiye götürdüğünü söyleyerek başlasa da konuştukça pozisyonlarımız karışıyor, terapi ve destek amaçlı başladığımız konuşmayı sigarayı bırakmanın dünyayı nasıl iyiye götürdüğünü bulamayarak sonlandırıyoruz. Bilen varsa yorumlarda bize de anlatsın.

Bölüm 13: Cool Olmak, Sitcom’un Ölümü

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 13. bölümünde Cool olmayı kutluyorum. Kim cool olmak istemez, cool insanları sevmez ki? Hepimiz zaman zaman cool olmak için çeşitli denemelere girişmişizdir, belki de hata buradadır! Kemerlerinizi bağlayın ve kulaklıklarınızı takın, çünkü bu bölümde nasıl cool olunabileceğini tartışıyoruz. Umarım Dünya Nereye Gidiyor’u her hafta dinlemekle başlamanız gerektiğini söylememe gerek bile yoktur.

Başlamışken nasıl cool olunmayacağını da söyleyeyim: Sitcom izleyerek. Hakan bu modası geçmiş, yok olmaya yüz tutmuş konsepte çaresizce kalp masajı ve suni teneffüs yapmaya çalışırken bana kanser veriyor. Bölümün sonlarına doğru Hakan nezdinde herkese sorduğum sorunun cevabını yorumlarda bekliyorum. Cevaplayacak yüzünüz varsa.

The Big Bang Theory adlı kepazeliğin ve ondan neden nefret ettiğimizin özeti:

Bölüm 12: Sanal Gerçeklik

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 12. bölümünün konusu Sanal Gerçeklik. Teknoloji çağında birçok ütopya ve distopyaya ilham vermiş bu konuyu, işin içindeki biriyle tartışıyoruz.

Konuğumuz Nebuch, sanal gerçeklik oyunları ve uygulamaları tasarlıyor. Onunla birlikte sanal gerçeklik oyunlarını, sanal gerçekliğin günümüzdeki ve gelecekteki uygulamalarının topluma etkisini ve gerçeklik algısını konuşuyoruz. Ama tüm bunların bir değeri olması için, önce sanal gerçekliğin “tutması” lazım.

Facebook, Google, Sony, Steam gibi büyük şirketler sanal gerçekliğe ciddi yatırım yaptı ve yapmaya devam ediyor, ama bence sanal gerçekliğin giderek büyüyecek olmasının daha önemli bir sebebi var. Yaygın bir şekilde kullanılması amaçlanan diğer tüm aletler gibi iki işlevi çok iyi yerine getirmesi: oyun oynamak, porno izlemek. Bilgisayar ve interneti bile oyun oynayamıyor veya porno izleyemiyor olsak şu an kimse kullanmıyordu. Sanal gerçeklik de bu şekilde büyüyecek, daha sonra eğitim alanına giriş yapacak, son olarak da mesleki kullanımı arttıkça eğlencesi kaçacaktır.

Peki siz olayın hangi tarafında yer alacağınızı düşünüyorsunuz? Evde oturup sosisli sandviç yiyip kelimenin gerçek anlamıyla altınıza sıçarken sanal gerçeklik cihazınız sayesinde Paris sokaklarında suçluları kovalamayı mı tercih edersiniz; yoksa vize, güvenlik kontrolü, uçak ve daha bin bir çeşit sinir bozucu süreci atlatmanın sonucunda fiziksel olarak Eyfel Kulesi’nin tepesinde olmayı mı?