Bölüm 182: Mindfulness

Haftalık bölümleri canlı ve görüntülü izlemek, ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

Dış şartlar vs bireyin sorumluluğu, iş hayatında mindfulness, mücadele etmek veya kabullenmek, toksik pozitiflik, dinginlik sektörü, çocuklara mindfulness eğitimi, mission impossible: wellness ve çok daha fazlası bu bölümümüzde.

11 thoughts on “Bölüm 182: Mindfulness”

  1. Bence her halükarda zirvedesiniz, bu işi lütfen bırakmayın. Bu gemiyi kimse batıramaz !!!! Bu konu hakkında hiç detaylıca düşünmediğim ve pek bir bilgim olmadığından bir şey demek istemiyorum. Sizi seviyorum. İyi ki varsınız.

    Like

  2. Öncelikle, zirvede bir bölüm daha yaparak içimizdeki İrlandalılara gereken cevabı verdiğiniz için sizi tebrik ederim. ‘Mindfulness’ bahsettiğiniz gibi dayatılırsa ve sizden sürekli ‘mindful’ olmanız bekleniyorsa dünyayı kötüye götürüyor ama arada bir oturup nefes egzersizi yapmanın, yürüyüş yapıp kendinizle vakit geçirmenin dünyayı iyiye götürdüğünü düşünüyorum. Bizim okulda öğrencilere Headspace uygulamasına free subscription veriyorlar. Doktora yeterlilik sınavından önce birkaç defa kullanmıştım ve gerçekten faydasını gördüm diyebilirim. Ayrıca okulda psikolojik destek açısından da Türkiye’de görmediğim kadar fazla destek hattı ve materyal gördüm. Belki bizim memlekette bu endüstri yeni oluştuğu için biraz eğreti duruyor olabilir. Bu arada ‘toksik’ kelimesinin kullanımının dünyayı kötüye götürdüğünü düşünüyorum ve bundan bahsetmemenize çok şaşırdım. Sahiden nasıl hayatımıza girdi abi bu kelime, neden siz bile ‘mindfulness’lığı eleştirirken o terminolojideki toksik kelimesini kullanıyorsunuz. Toksik kelimesini kullanan insan, kendisine saygısı olmayan insandır diyerek yorumumu bitiriyorum.

    ps: dik dur eğilme, bu millet sizinle sevgili Aleks ve Hakan!

    DNG Gençlik Kolları

    Like

  3. Yahu bu yorumcu da bi değişik bu kadar şikayetçiysen takip etme neden adamlara bırak bırak deyip duruyorsun gül yüzlüm.

    Geçenlerde dinlediğim bir podcastte de bu konudan bahsetmişlerdi. Amazonda bununla ilgili 60.000 farklı kitap satılıyormuş. Mindfulness köpeğini gezdir vb saçmasapan. Belli bir güruhun sahiplenmesinden önce pozitif baktığım bir şeydi ama şimdi öyle bir algı oluştu ki, hemen bir örnek vermek istiyorum. Son zamanlarda bana dert olan bir sıkıntım var gece yatağa yatınca düşünmekten uyuyamıyorum ve evet bu sefer masallar da kesmiyor. Bu sebeple odaklanmak adına bir meditasyon uygulamasını açtım ve yapmaya başladım. Yanımdaki arkadaşım bana haykırarak güldü. Sessiz olur musun diyorum oralı bile değil. Sonuç olarak ehh sikerler ama deyip kavgaya tutuştum, üzücü.
    Diğer konuya gelirsek yemin ediyorum ömrüm diyette geçti kilom sürekli 3-4 aşağı yukarı oynar yukarı çıkınca ideale dönmek için hemen diyete başlıyorum. Ne detoxlar ne tohumlar ne bowllar. Hayır bir işe yaramadıkları gibi sürekli; şu an diyetteyim, şu an açım, şu an bu iğrenç şeyi yemek istemiyorum diye düşüne düşüne daha da acıkıyorum. Bi bakmışım gece beyti sarma söylemişim. O yüzden alekse tavsiyem alkolden biraz uzak durup günde 2 öğün insan gibi yerse çatırçutur verir kiloları.

    (Uzun olucak ama sona not düşüyorum sıkıntım da herkese dandik gelir muhtemelen. 2 ay içinde evimi boşaltıp aile evine dönücem ve eylül ekime kadar ailemle kalıcam. Çok fazla kişisel eşyam var 5 senedir ailemle yaşamıyorum, onları nereye sığdırıcam diye düşündükçe kalbim sıkışıyor. Aile evinin baskısı da cabası yok bardak bırakma, yok nerde kalcaksan bana konum at, yok hadi uyan kahvaltı. Sakin olup düşünmemeye çalışıyorum. 🥺 )

    Like

  4. Sevgili Aleks ve Hakan, bu mindfulness denen şey özünde hayal ürünü fikirlerden uzaklaşmak ve gerçeği açık seçik görmek iken küçük burjuvaların elinde yeni bir bağımlılığa dönüşmüş durumda. İyi hissetme bağımlılığı. Benliğin gerçekdışılığını ifşa etmesi gereken bir pratik, tam tersi egoyu beslemek, onu iyi hissettirmek için yapılıyor. Şirketlerin ve patronların elinde ise çalışanları uyutmak için yeni bir yönteme dönüşmüş durumda.

    İnsanlar genelde ücretli emeğin dertlerinden biraz olsun tüketim alışkanlıklarıyla sıyrılırdı. Artık bu dertlerin telafisi tüketimin getirdiği zevklerle değil; spiritüel gelişim, kendini gerçekleştirme hikayeleriyle yapılıyor. İnsanlar böylece şikayet ettiği koşulları değiştirme gücünden mahrum kalmaya, toplumsal muhalefete uzak kalmaya devam ediyor. Bu bireyci spiritüellik aynı zamanda sorumluluğu bireyselleştirerek insanların da arasını açıyor. Diğer insanlarla dayanışma eksikliği ve birbirlerini suçlamalar başlıyor.

    Herkesin sadece kendisinden sorumlu olduğu bir toplumda, herkes ihmal edilebilir, şiddet görebilir, kolayca harcanabilir ve yerine bir başkası konabilir çünkü haketmiştir. Bu tutum önce en dıştaki azınlıklara, göçmenlere, kadınlara vs. yönelik başlar, eninde sonunda iş arkadaşına, yakınlarına uzanır. Lafı uzattım ama mindfulness güncel haliyle bir tür kapitalist üçkağıttır yoksa binlerce yıllık geçmişi olan bir pratik.

    Yani herkes gerçekten mindful olsaydı, birey ilüzyonundan biraz olsun kurtulurduk ve daha güçlü ve devrimci bir toplumsal muhalefetimiz olurdu.

    Like

  5. Adına kandım umut bağladım
    Beyaz yaka zırvası Mindfulness
    Rahatlayım derken daha sinirlendim
    ABV Mindfulness

    Like

  6. Genelde katılıyorum yorumlara, özellikle Doppler’in son özetine. Ancak ilave olarak mindfullness olayının öyle kurslar, metotlar vs olmadığını eklemek isterim ayrıca Secret saçmalığı gibi bir şey kesinlikle değil. Uygulayınca şu olur bu olur da yok, sadece anı yaşarsın. Beyin uyanıkken sürekli düşünüyor ve anı yaşamak imkansız oluyor, çare nefes alıp vermeye odaklanmak hepsi bu, çünkü nefese odaklanınca beyin başka şey düşünemiyor insan ve anda olabiliyoruz. Söylemesi kolay ama yapması çok zor, deneyenler bilir, sürekli zihin bir şeye kayıyor, yani olay son derece basit ama son derece zor. Herkese denemeyi tavsiye ederim.

    Like

  7. Çok güzel bir bölümdü, çok severek dinledim, teşekkürler. İş hayatına dair yorumlarınız birçok noktada kafamı açtı.
    Anda kalmaya çalışmak bence dünyayı genel olarak iyiye götüren bir şey. Yaratıcılığı tetiklediği için de birçok disiplinde önerilen bir ekol. Ancak yoga vb. ile tabir-i caizse pompalanan mindfulness akımının ben de epey boş olduğunu düşünüyorum. Özellikle Instagram vb mecralarda bununla ilgili paylaşımlar yapan kişilerin de ekseriyetle şekilci insanlar olmasına çok şaşırıyorum. Madem anda kalmak, ruhumuz bu kadar önemli, biz neden herkesin karın kasını, bacak kasını görüyoruz sürekli? 🙂

    Like

  8. Selamlar Aleks ve Hakan. İşe gidip gelirken sürekli sizi dinliyorum. Henüz tüm bölümlerinizi bitiremedim. bugün 99. bölümünüzü dinleme (daha doğrusu dinleyememe) gafletinde bulundum. Günlük aptal cümle duyma tahammül sınırımı fazlasıyla aştı çünkü. hemen hatırlatayım düz dünya teorisi bölümü… konuk, konu, ve tüm konuşulanlar fazlasıyla aptalcaydı. 2+2 nin 4 olmadığını savunan birini konuk alsaydınız daha bile katlanılabilir olurdu belki. neyse sizi affediyorum deyip, 100. bölüme zıpladım.

    Gel gelelim bugüne. Bana göre bu anda kalma olayı tamamen hikaye, bu düpedüz sıkılma aktivitesidir. gün boyu işte, okulda vs. yoruldun gel bir soluklan, bir şey yapmadan şu ana odaklan ve SIKIL. Uyaranları çıkardık, kendimizle baş başa andayız diyelim. eee sonra? O kadar sıkılacaksın ki, çalışmaya, okumaya vs can atacaksın galiba altında yatan felsefe bu.

    Insan aksine bir şeylerle uğraştıkça, yaptıkça, öğrendikçe ve deneyimledikçe mutlu ve tatmin olur. Bomboş bir an neyin mutluluğunu getirebilir ki? bu da instagram canlılarının insanlara empoze ettiği bir diğer sıradan trend. Bu konunun ekmeğini yiyen bir sürü influencer vardır eminim, buna para harcayıp kendini aldatmaya hazır da bir sürü çaresiz insan.

    Neyse çevremizden uyaranlar eksik olmasın, iyi haftalar dilerim 🙂

    Like

  9. Sevgili Hakan ve Alex Merhaba,
    sizleri, sayenizde artık zevkine çok güvendiğim bir arkadaşım aracılığıyla 2020 mart – nam-ı diğer ilk karantina döneminden beri dinliyorum. aynı anda hem güncel bölümlerinizi takip ediyor hem de ilk bölümden itibaren sırayla ilerliyorum. tüm bölümlerinizi dinledikten sonra yorum yapmak konusunda kararlıydım aslında taaki dün dinlediğim 102. bölüme kadar: bilim fanatizmi.
    Bu program ile Sayın Ömer Faruk Görçin’in ölümsüz bir eser ortaya koyduğuna inanıyorum. nitekim o riskli konu, o sert beyanlar, cesur tavır… eski bir bölüm söz konusu sonuçta, hafızaları fazla zorlamanın anlamı yok
    ama Bay Görçin’i burada anmazsam içimde ukte kalacaktı
    sizleri seviyor, keyifli bölümler diliyorum 😀

    Like

  10. Severek dinliyoruz, oncelikle ordan baslayalim.
    Anket – Dus programindan sonra artik dus basligina yan sekilde konumlanip yikaniyorum, bende boyle bir etki yapti.
    Mindfulness konusunda bence insanlarin sucu daha fazla kendilerinde aramalari gerekiyor, benim gordugum herkes surekli sikayet edip cozumu baskasindan beklemekte. Belirli bir dozda bence iyi.
    Sirketler konusunda da fazla beklentim yok. Bazi sirketler en azindan faydali birsey yapmaya calisiyor, bir kismi zaten hicbir sey yapmiyor. Bence ne yapilsa hic yoktan iyidir

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s