Bölüm 161: Ulaşılabilirlik

Haftalık bölümlere ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

Sürekli el altında olmak, sözünden dönebilme özgürlüğü, cevapsız bırakmak ve kalmak, iş hayatında ulaşılabilirlik, bilgiye ulaşımın demokratikleşmesi, Matrix gibi bağlantılı olmak, gerçek niyetin gizlenmesi ve çok daha fazlası bu bölümümüzde.

17 thoughts on “Bölüm 161: Ulaşılabilirlik”

  1. Ulaşılamaz olan da benim galiba. Sosyal medya hesabım olmadığı için sadece telefon numaramı bilen insanlar bana ulaşabiliyor. O da sessizde olduğu için ulaşamıyorlar. Gerçi tam zamanlı işsiz olduğum için ulaşmak isteyen de yok zaten. Fakat yine sosyal çevresi fazla geniş ablamdan örnek vereyim, patronu son görülmesini takip ediyordu. En sonunda bundan o kadar sıkıldı ki her şeyi kapattı. Ömer’e bu noktada katılıyorum bazı insanlardan kaçamıyoruz ama kaçmak istiyoruz ve bunu muhatap olmadan yapmak istiyoruz.

    Bilgi konusunda şöyle bir sorun var, karşıdaki insan bir konuyla ilgileniyorsa ve sen ilgilenmiyorsan direkt aşağılama bakışına şahit oluyorsun. Bunu görmek istemeyen insan da tamam o zaman biraz ucundan bileyim diyor. Geçen haftalarda venüste fosfin bulunması bütün haberlerdeydi. Zaten haberlere çıktı mı bitti. Bilmek zorundasın, bilmiyor musun dünyanın en cahil insanı ilan edilebilme tehliken var. Bilgi çağında yaşamak yorucu bir iş ya cahil kalmayı seçemezsin.

    Son olarak hepimiz beyaz tavşanı takip edelim aleks…

    Like

  2. Program çok güzeldi öncelikle. Hakan ve Aleksin çoğu görüşüne katıldım. Benim bu konudaki hassas noktam ise hocalara attığım maillere cevap almak. Bazı hocalar maillere aynı günde cevap verirken bazıları ise hiç cevap vermiyor. Normal zamanlarda okulda yakalar sorarım dediğim hocalar şu an covid olmasına rağmen yine mailere cevap vermemeye devam ediyor. Bahsettiğim kişiler gayet de genç hocalar, teknolojiye uzak kişiler de değiller. En sonunda “You have one job!” konulu bir mail atıcam ama akademi hayallerimi riske atmak istemiyorum…

    Like

  3. Merhabalar . Ben sizi nenemin ölmesini beklerken dinlenmeye başladım. İlk zamanlar sadece çevremdeki gereksiz ağlama seslerini duymamak ve ağlayanları teselli etmek zorundaymışım gibi bana bakan insanlardan kaçmak için dinliyordum. Yaklaşık 10 gün ne konu hakkında konuştuğunuza dikkat etmedim. Nenem ölünce onu defnetmeye köye giderken insanlar hiç anlam veremediğim bi şekilde hastanede olduğundan daha fazla ağlamaya başladılar. Anlamsız gözlerle etrafa bakıp “kahvaltı yapmadan mi gidecez” dedikten sonra babamdan tepki alınca tekrardan kulaklığımı aldıp arka koltuktaki yerime yerleştim . İste o zaman sizi gerçekten dinledim. Önümüzde ki cenaze arabasini takip ederken, arkada benim sizi dinlediğimde dolayı yüzümde oluşan gülümsemeler başlarda biraz yadirgansada sonra sorun olmadı. Taziyede her boşluk bulduğumda sizi dinledim. Özellikle çay bardaklarini yıkarken. Beni gereksiz insanlarla muhabbetten koruduğunuz için teşekkür ederim. Bütün bölümlerinizi dinlemem ve Hakan’ın sesine alışmam 1 ay sürdü. Hala hafta da 1 kez dinlemeye alışamadım. Şu anda kuzenimle konuşmamak için işim varmış gibi davranmakla uğraşıyorum ve siz yine kurtarıcım oluyorsunuz. Buraya yorum yazarak kuzenimin benimle konuşmaya çalışmasını engelliyorum. Geçen gün de kardeşim gereksiz bir yakınlık gösterip benimle şarkı dinlemek istediğini söyledi . Bende sizin yılbaşı şarkınızı açtım ve kardeşim “ödevim vardı” diyerek defolup gitti . Siz her zaman kurtarıcımsiniz. Kuzenim hala tepemde bekliyor. İşim varmış gibi görülmeliyim.
    Konuyla alakalı bişeyler de söyleyeyim. Ömer’in istemediği kişilerle konuşmama, iletişimi kesme, muhabbat olmama gibi bir kaç seçeneği olduğunu bilmesini istiyorum.
    Annem tarafindan istemediğim akraba gruplarına katılmak zorunda kaldım. Bende bu kötü durumundan yararlandim. Annem dahil gruptaki bütün numaraları engelledim . İletişim kurmak istemediğim insanları engelliyorum. Kafam rahat artık. Yani omercim çözüm çok basit.

    Aleks bu yorumu okumasan da olur uzun oldu. Zaten okuyup okumaman umrumda değil.

    Like

  4. Merhabalar sevgili Hakan ve Aleks.

    Geçen bölümü domine eden Azeri roleplay’ci için nacizane bir bakış açısı getirmek istiyorum.

    Bazı insanlar kafalarından bir hikaye uydurup bunu başka insanlara anlatmaktan zevk alıyor. Kafalarda “Acaba?” sorusu uyandırmak bile onları eğlendiriyor.

    Nereden mi biliyorum? Özellikle alkollüyken barmen ve taksici gibi bilimum hizmet sektörü çalışanını kafamdan uydurduğum hikayelere inandırmaya çalışmaktan büyük zevk alıyorum. Bazen öğretmenlik gibi naif meslek gruplarını, bazen de kızını kaçırdığım için peşime düşen aşiret gibi daha aksiyonlu hikayeler kullanıyorum ve kurbanımın inanma seviyesini ölçüyorum. Bazen de çok kötü bir aileden geldiğime inandırıp kamu spotu edasıyla aile şiddeti gibi konularda sosyal mesaj veriyorum.

    Azeri yorumcu da bu şekilde yorum yapmış olabilir.

    Sevgilerle.

    Like

  5. hakanin ömer farugun cinsel organinin ulasilabilirlik durumunu israrla sormasi ve whatsappde insanlarin online olmasini beklemesi tüylerimi diken diken etti.bence hakan her gece 31 cektikten sonra oturup agliyor.aleks hakkini yemisiz affet bizi ,kapitalist bakisli serseri.

    Like

  6. Ulaşılabilirlik net olarak insana yapılmış bir itibar suikastıdır. Whatsapp’ı ilk günden beri son görülme ve okundu bilgisi kapalı olarak kullanırım. Bundan dolayı defalarca “ne işler çeviriyorsun sen”muamelesi gördüm..

    Ömer ile Aleks arasında
    +Sen tecavüzü savundun
    -Hayır savunmadım
    +Çıkar göster diyaloğu beklerdim..

    Like

  7. İyi günler, Aleks ve Hakan. Erişebilirlikle ilgili bir noktaya vurgu yapmak istiyorum, bunu düşündüm sizi dinlerken. şöyle ki, bazen erişebilir olmak ta aslında erişebilirlik sayılmaya bilir. yani mesela birinden haber almak isterken, sana cevap veriyor ama yarım yamalak, somut olmayan ve ya geçiştirici cevaplar. bence asıl problemli insanlar ömer gibi gizli duran, okumamış gibi yapanlar değil de, böyle geçiştiren (azerice bizde yola verenler diyoruz) insanlar. Okumamış gibi yapanları az-çok biliyorsun ki istemiyor ve ya cevabı negativ olacak, asıl bu geçiştiren ve ulaşıla bilinen kişiler problemli, anlaşılmaz tipler.

    Bu arada geçen programin büyük bölümünün benim yorumumla geçmesi beni de şaşırtdı) Fikirlerinize saygi duyuyorum, ama Hakana çook teşekkür ederim beni anladığı üçün, kolayca duya bildim ki, Hakan yaşça ve tecrübece Alex ve Ömerden büyüktür) Alex ve Ömerin gülmesi inanaması da ben taraftan sorun değil, ben demokratik bi insanım)) ama cidden azeriyim ve işle bağlı anlattığım da doğru, sorularınıza geldikte, evet maalesef sevmediğim işte çalışıyodum ve Hakanın da söylediği gibi sırf aile isteği ile beyaz yakalı statüsü falan olsun diye. bu arada Hakan, aileden ayrı yaşamışlığım da var, belki de ne bileyim bu meselede aşırı sorumluluk davranış sergiliyorum)) Aleksin “madem 5 kat kazanıyosun neden öbür işi yapıyosun” sözüne de yukarıda dediğim nedenler + internetden küçük işimin stabil ve official iş olmaması sebepiyledir) şöyle bir tragikomik bi durum))

    ha bu arada şaşırmıştınız türkçe yazdığım için, türkçe iyi biliyorum, tek türkçe değil rusça da var, ingilizce de fena değil. e-kitapları, film, dizileri 50-60% türkçe okuyup izlediğim ve tabii ki kardeş ülke olduğumuz için iyi biliyorum türkçeyi) hem Türkiyede de dafalarla bulundum, Dollar pahalaşmış yine, bi 1000 dolar falan götürüp gelirim belki, bizde dolar 1.70) ve gelirsem isterseniz konuğunuz da ola bilirim, ya da online programiniza koşula bilirim, tabi bilmiyorum formatınıza uygunmu)

    sevgiler, saygılar, böyle devam)

    Like

  8. Hakan çok haklı, ulaşılmak istemediğiniz anlarda appleri silin veya telefonu tamamen kapatın bitsin gitsin arkadaşlar…

    Aleks bu arada arkadaş whatsapp gruplarında yaşadıklarını duyduğumda, kalplerimiz okunan ama cevap alınamayan mesajlar evreninde aynı hizaya geldi. Bu işi 3 defa yapan arkadaşlarımızı gruptan çıkararak bir süreliğine hak mahrumiyeti cezası vermek lazım. 12 kişi tatile gidecek, 1 kişi ben airbnb bakıyorum, bir sürü alternatif atıyorum işte bunun da bu özelliği iyi diğerinin de şöyle avantajı var ama biraz uzak falan, adam hepsini okuyor üzerinden saatler hatta günler geçiyor BİR DEFA DA ÇIKIP ABİ ŞU OLSUN veya bana farketmez bile demiyor. Adama “Eeee bilmem necim sen ne düşünüyorsun canım kardeşim” diye illa sorulacak. O “bana fark etmez abi” ancak o zaman çıkıyor ağzından. ULAN BİZ MEDYUM MEMİŞ MİYİZ nasıl bilelim sen söylemeden fikrini. Bu davranışı aynı insanlar defalarca yapıyor, aşırı yoruldum…

    Like

  9. Biraz çok yüklenmediniz mi yahu Ömere gayet de makul argümanları vardı bence

    İkiniz bir oldunuz sağdan soldan saldırdınız Ömere zaten jingle bile yapılmamış resmen üvey evlat muamelesi gördü bu bölüm

    Ömeri yedirtmeyiz dng podcastin gerçek sefiri Ömerdir.

    Not: Maaşım yattı

    Like

  10. Size ses ile ilgili başıma gelen gürültü hatırasını anlatacağım.
    Metrobüsteyim İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna okula gidiyorum sabah saat allah bilir kaç… ben kulaklıkla derste kaydettiğim ses kaydını dinliyorum. Dümdüz ders notu yani.
    Kim olduğunu asla bulamadığımız bir kişide sözde kulaklıkla bütün metrobüse yayın yapıyor. Ölsem dinlemem berbat bir şarkı çalıyor.

    Bir kadın omzuma dokundu. Hanımefendi şarkının sesini kısar mısınız? Dedi. Ben dinlemiyorum dedim. Kadını ikna etmek için Çıkarttım kulaklığı hep beraber keko şarkısı dinledik.
    Rezalet bir hatıra

    Like

  11. Öncelikle artık sizi biraz kıskanır oldum. Çünkü çok fazla yorum atıldığını görünce okunmuyor ve es geçiliyor düşüncesi ile yorum yazmak istememiştim. Ama bir yandan genişleyerek kitleleşen bir DNG görmek beni bir anne edasıyla gururlandırıyor. Ulaşabilirlik demişler bu zamanlarda çokça yayılan bir şey var artık buna ne isim konulur bilmiyorum kısaca “priv hesap”. Insanlar rahat rahat saçma sapan komik fotoğraf video gibi anılarını paylaşmak için ek hesap açıp sadece en en yakın arkadaşlarını ekleyerek samimi bir insta hesabı oluşturuyor. Ben de buna dahilim. Çünkü istediğim kadar rahat belki çirkin çıktığım fotoğrafları paylaşmaktan başta cekinmesem de genişleyen kitle ile üni hocalarım dahil bir çok kişiyle takipleştiğim için beni de priv hesap açmaya yöneltti. Sizlerin priv hesapları var mı peki? Bu arada seslerinizden tiplerinizi çok merak ediyorum, sevgilerleeee.

    Like

  12. Peki siz hiç okul öncesi öğretmeni olup ulaşılabilir olduğunuzu hayal ettiniz mi !?
    Lüzumsuz bir hayal olur, ben size özetleyeyim…
    işimi çok çok severek yaptığımı ilk önce söyleyeyim
    Benim hikayem ilk öğretmenlik yılımdaki heyecan ile en fazla ne olabilir ki? Diyerek verdiğim telefon numarası ile başlıyor. ( herkes yapma derken burnumun dikine gittim )
    Ben zannetmiştim ki yani herkesin kişisel bir zamanı olduğunu herkes bilir. Öyle olmadı sevgili aleks ve Hakan
    Aklınıza ne gelirse yardırıyor veliler
    Efendim elinde minik bir çizik varmış çocuk ne olduğunu bilmiyormuş neden olmuş ben biliyor muymuşum
    Arkadaşı ona Legosunu vermemiş onun çocuğu pek çok hassas bir çocukmuş
    Çocuk spor ayakkabısını giyerken ayakkabının dilini cırtcırtlarını dışında bırakıyormuş ben fark etmiş miyim?? ….
    Bunlar gecenin bir yarısı gelen mesajlardan sadece birkaçı 😬

    Like

  13. Uydurma hikayeler dünyayı nereye götürüyor konusunda bir bölüm bence de şart oldu. Mesela Hakan’ın dota hikayelerinin kaçı gerçek, ben bunu merak ediyorum.
    Not: Uzun süredir bu anekdot geçmediği için hatırlatmak istedim 🙂

    Bu arada bu bölümü 5 kez kaydetseniz beşinde de başka yerlere giderdi muhabbet. Tam anlamıyla akışın götürdüğü yere sürüklendiniz. Konuk haksız bir şekilde ulaşılabilir olmanın dünyayı kötüye götürdüğünü savundu diye siz de birlik olup buna karşı çıktınız. Eğer haksız şekilde iyiye götürdüğünü savunsaydı, mesela “iş arkadaşıma akşam mesaj atıyorum, cevap vermiyor. Oysa ben onun uyumadığını, arkadaşlarıyla dışarıda takıldığını biliyorum. Benim o anda küçük bir bilgiye ihtiyacım var yarınki sunumu hazırlayabilmek için. Bana cevap vermeyince benim de iş yapmamı engelliyor” falan dese siz gene zokayı yutar, ulaşılabilir olmak dünyayı kötüye götürürü savunurdunuz zannımca. Bkz: büyük oyunu gördünüz mü?

    Like

  14. Ulaşılabilirlik konusu iletişimin dijital ve anlık olarak ilerlediği dünyada güç ilişkileri ile çok bağlantılıdır. Günün sonunda konu güçlü olanının ulaşılamayabilir bir konumu kendine tesis etmesi ve gücü yetmeyenin de sürekli ulaşılabilir olma zorunluluğu ile sonuçlanabilir. Bu ilişkiyi bölümde geçen çalışanların artık bir telefon mesajı ile anlık olarak dürtülmesi üzerinden basitçe düşünebilirsiniz. Özellikle kurumsal yapısını oturtamamış iş yerlerinde çalışanların büyük bölümü saat ve gün hesabı olmadan ulaşılabilir olmak durumunda kalıyor ancak yönetici kademeleri bu zorunlu halden azade akşam saatlerini ve haftasonlarını geçirebiliyorlar.
    Konu sadece bu çalışan ilişkisinde de değil. Kurumsal yapılar da istedikleri kişiye o kişi bundan haberdar olsun ya da olmasın ulaşabilir durumdalar artık. Örneğin internet bağlantınızdan sizin ne zaman, nerede ve ne yaptığınız, kim olduğunu, potansiyel hareketleriniz veri olarak, ayrıcalıklı kurumların kullanımında. Burada akla şu gelmeli, eğer ulaşılabilirliği ve ulaşmayı bir özgürlük olarak görürsek; “freedom comes with responsibility” ilkesi ile hareket edilmeli. Bu noktada kurumlar da kişiler de, ulaşılabilirlik araçlarını sorumlu şekilde kullanmaya zorlanmalı hukuksal olarak.
    Bir süredir Büyük Britanya ve Almanya’dan kişiler ile bir proje yürütüyorum. Türkiye’de hiç alışık olunmayan şekilde, Büyük Britanya’da işle ilgili bir konuyu birlikte çalıştığınız kişiye WhatsApp’den yazmanız durumu mobbing olarak dahi değerlendiriliyor. Pek çok iş arkadaşım telefon numaralarını bir buçuk sene sonra ancak paylaşmaya başladı. Yani ona kimsenin olur olmaz ulaşmayacağına kendince güvendiği bir zamanda telefonlarını paylaştılar. Bu gibi bir sorumlu davranışın Türkiye gibi informal kurumsal ilişkilerin her zaman formal ilişkiye üstün geldiği bir yerde kurulması elbette yakın tarihte çok zor görünüyor. Almanya’dan çalıştığımız kişilerin henüz telefon numaralını öğrenmeye yaklaşamadık dahi grup olarak. Bu grup iki yılı aşkın süredir birlikte çok yakın çalışıyor. Bence doğru bir yol takip ediyorlar. Aksi halde bir kişinin aklına gelen herhangi bir anda, çalışma saatlerinde olsa dahi, sizin özel alanda kullanmak istediğiniz araçlardan size ulaşması inanılmaz can sıkıcı olabiliyor.
    Türkiye’de çalışanların çoğu “Sana mail attım gördün mü?” mesajına sanırım çok aşinadır. İşte bu aslında karşıdaki kişiye güvenmeme (bu haklı bir güvenmeme olabilir tabi, özellikle Türkiye iş ortamında genelde vasatın vasatla iş yapmak durumunda kaldığını düşünürsek, informal ilişkilerin çok şikayet edilmesine rağmen neden bu kadar uygulamada çoğunluk tarafından tercih edildiğini anlayabiliriz) ve onu rahatsız etmektir. Öte yandan, örneğin bir banka şubesinde sıra alan birini düşünün, kendisine 15 kişi sıra varken, her numara geçişinde bankacıya yaklaşıp bir soru sorduğunu ve işi için talepte bulunduğunu düşünün. Mailden sonra hemen mesaj atan o kişinin bu sırasını beklemeyenden bir farkı aslında yok. Ulaşılabilirlik konusunu iş hayatında ve kurumsal düzende düşünürsek dünyayı kötüye götürüyor.
    Bir de bunu bireysel/özel alanda düşünelim. Aile WhatsApp Grupları bölümünü hatırlamakta fayda var bu noktada. Ulaşılabilir olmak kişinin mekansal olarak kendi özel alanında kendi başına ya da kendi tercih ettiği kişilerle kalamaması anlamına da çok kolay gelmektedir. Burada şöyle bir safsata yapılabilir çoğunluk tarafından “O zaman akıllı telefon kullanma kardeşim, madem bu kadar laf ediyorsun iki tane mesaja.” Bu önerme, iş piyasası koşullarından şikayet eden birine “O zaman çalışma kardeşim, madem bu kadar şikayet ediyorsun otur evde.” demekten farklı değildir. Zira yeni teknolojik iletişim araçları artık gündelik hayatı devam ettirmek için elzem bir konumda ve çok büyük çoğunluğun bunlardan kaçma lüksü (yeterli parası ya da gücü) bulunmuyor. Eğer güçlü iseniz ulaşılabilir olmama hakkını kullanabiliyorsunuz ya da az kişi tarafından devam ettirilen bir yaşam biçimini seçmeniz gerekiyor (örneğin kırsal alana yerleşip asker ya da çiftçi telefonu denen tuşlu telefonlardan alıp yaşabilirsiniz).
    Az önce bahsedilen güçlünün ulaşılabilir olmama hakkını kullanması, eskiden de uygulamada olan bir güç gösterme ve ilişkileri düzenleme haliydi elbette. Örneğin Fransa Kralına ulaşabilen insan sayısının sınırlı olması aynı zamanda o kralın da gücünü gösteren bir durumdur. Bugün ulaşma imkanları daha çok iken birine ulaşamıyor olmak ise daha da büyük bir gücü gerektirir ve daha büyük gücü imler. O yüzden iktidarlarla derdi olan, muhalefetten siyasetçiler aslında kendilerini daha ulaşılabilir kıldıklarında kısa sürede daha çok destek toplayabiliyor dünyanın pek çok yerinde. Öte yandan gücü elinde bulunduranlar da bu kanalı dolaylı olarak kullanıyor. Abdülhamid’in iktidarı zamanında etkili bir hafiye teşlikatı kurması buna bir örnek. Zira bu kendi yanında olanların kendisine ulaşmayı sağlayan da bir kanaldı aynı zamanda. Bu ulaşılabilirlik konusunu bu şekilde anlayan pek çok insan bugün de mevcut. CİMER’i ülkenin en üst düzey yöneticisinin WhatsApp numarası gibi kullanan azımsanmayacak bir kitle mevcut gibi görünüyor. Kendi çocuğunun okulundaki öğretmenin mesleğini yapış şeklini beğenmeyen bir veli örneğin WhatsApp’den okul müdürüne yazar gibi, ufak bir konuyu en üst kademeye kadar taşımaya rahatlıkla kalkabiliyor. Ve işin tuhaf tarafı bu karşılık da buluyor. O yüzden insanlar karşılık gördükçe bu iletişim aracını kullanıyorlar. Ancak burada önemli bir nokta var. Tekil küçük konuların dahi üst düzey yönetim mekanizmasına sevk edildiği bir kurumsal yapıda, formal bir işleyiş kurulamamış demektir. Yukarıda verilen şirket örneği gibi düşünebiliriz. Şirkette yapılan kahveyi beğenmediği için yönetim kurulu başkanına mesaj atan bir çalışan düşünün. Bunun gibi bir şey aslında durum. Neyse çok uzamaya başlayacak daha da açarsam konuyu.
    Özetle, ulaşılabilme imkanı ve ulaşılabilir olma imkanı, yanında bir sürü başka durum ile geliyor. İletişimin şeklinin değişmesi ve araçlarının değişmesi hayatı etkiler boyutta. Ulaşılabilirlik kendi başına bir durum değil, güç ilişkileri ve popülizm ile birlikte düşünülmesi gereken bir durum. Ortalama bir durumda kişinin ulaşılanilir olması da eğer kişi güçlü ise onun avantajına, değil ise genelde en azından ona fayda sağlamayacak nötr bir duruma ya da negatif bir hale karşılık geliyor. Gücü elinde bulunduranların azınlık olduğunu düşünürsek de, ulaşılabilirlik dünyayı kötüye götürüyor.

    Like

  15. Artık telekonferansla bölüm kaydetme işini bırakıp yan yana kaydetmeye başlayın çünkü senkronizasyon sorunları yaşanıyor ve yan yana olayın havasına girdiğiniz gibi giremiyorsunuz özellikle hakan. Koronadan da korkmayın bir şey olmaz

    Like

  16. Oyum ulaşılabilirlik dünyayı kötüye götürüyora

    Her ulaşılabilir mutlaka ulaşılamaz olmak istemiştir. Bu en basitinden ağrıdan kıvranırken gelen bir iş maili bile olabilir yada psikolojik bir çöküntü anında yalnızlığı arzularken arkadaşlardan gelen mesaj…
    Ama eğer ulaşılamaz olsaydı. Kendi istediği zaman kapılarını açacaktı.

    Birde yanında olduğun kişinin ulaşılmazlığı var tabii
    Bazı kişiler yan yanayken bile ulaşılmaz
    Gizemin peşinden gitmek yine ulaşılmazlığa övgü değil mi?
    Ben sadece elektronik ortamdaki ulaşılmazlığı değil birde kendini yanındaki insanlar için ulaşılmaz kılan insanlar hakkında fikrilerinizi dinlemek isterim.

    Bu arada kişilerin ulaşılmazlığından kastım yanında oturup ağzını açmayanlar değil mesela soru soruyorsun kısacık bir cevap ve muhabbet bitti. Kendi hakkında hiçbir şey anlatmıyor. Bir şey anlatıyorsun
    Hımm, öyle mi ( bir tebessüm ) ve bitti vb. vb.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s