Bölüm 255: Dişçi

Haftalık bölümleri canlı ve görüntülü izlemek, ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

Diş acısının başkalığı, diş sağlığının önemi, dişçiden korkmak, kötü tecrübeler ve güven ilişkisi, berberlerin göreve dönüşü, rahatsız edici işlemler, altın diş ve çok daha fazlası bu bölümümüzde.

8 thoughts on “Bölüm 255: Dişçi”

  1. Damlayacağım demiştim..
    Bu bölüm beni yaklaşık 10 yıl öncesine, lise sondayken diş teli taktırmak amaçlı gittiğimi sandığım üniversite diş hastanesinde, ağzımın bir showroom a dönüştüğü utanç dolu güne götürdü..
    Hastanede görev yapan ve aile dostu sayılabilecek bir doçent tanıdığımıza dişlerimi emanet etmeye karar vermiştik. İlk günden, o dönem randevu işlerine bakan o minnoş, tatlı sekretere vurulmuştum bile.. Doktor ilk kontrolden sonra (tel takılmasından önceki 1 ay içinde) bir kaç dolgu ve diş taşı temizliğimin yapılmasını istemişti. Ben ise her randevuya 15-20 dakika erken gidip, benden 4-5 yaş daha büyük olduğunu tahmin ettiğim o minyon sekreterle muhabbeti koyulaştırmaya çalışıyordum. Ancak her işlem sonrasında ağzımın içindeki inşaat işlemleri sonrası salya ve kan kalıntılarından dolayı olan utancımdan, sekretere sadece uzaktan el sallayıp veda ediyordum.
    Büyük gün gelmişti.. Tellerimin takılacağı o gün doktor bana ellerine yeni geçen “diamond(?)” isimli yeni bir braket ve tel takımını ilk uygulayacakları hastalardan biri olacağımı söyledi. Bu tel takımı zımbırtısı neyse toplam tedavi sürecini kısaltıyormuş. Doktor 2 asistanıyla birlikte ağzımı iki yana ayıran o plastik aparatları yerleştirerek işleme başladılar. Sonra olaylar gelişmeye başladı ve .. Doçent, asistana öğrencilerini çağırmalarını söyledi… Kendimi bir anda 9-10 kişilik bir çemberin ortasından suratıma ışık tutulmuş şekilde ayrık ağızla çaresizce izlenirken buldum..Normalden birazcık küçük sayılabilecek bir ağız yapım var ve doğal olarak hergün ağzını 2 saat ayıran bir birey değilim.Doktor işlemlerini yaparken hem öğrencilerine bişeyler anlatıyor, arasıra da beni “Ağzını biraz açar mısın lütfen bu şekilde olmaz” şeklinde temkinlerde bulunuyordu.Ben de içimden “ulan pezevenk açıyoruz işte, bende hemen bitsinde gideyim istiyorum” diyip duruyodum. Herkesin ağzımı izlemesinden dolayı bir noktaya kadar kendimi “bilime bi katkımız olsun” diyerek rahatlatmaya çalışsam da son damla bardağı taşırdı. İşlemin ortalarına doğru minnoş sekreter asistana seslenmek için odaya girdi ve uyuşmuş, yıkılmış, şebeleğe dönmüş suratımla karşılaştı. Hadi tamam, öğrencileri, hocaları, temizlik görevlilerini bile anlarım da, sen neden görüyosun be kadın! …
    Göz göze geldikten sonra ufak bir tebessüm etti. Çok üzgünüm güzelim… ağzım sonuna kadar ayrılmış olsa da ben gülümsemiyorum…
    Çenemin katlanılmaz ağrıması, dudaklarımdaki kuruluk ve son olarak sekreterle hazin karşılaşmamız sonucunda tam olarak suratıma dom dom kurşunu yemişim gibi hissediyordum. Bir anlığına gözlerimi kapattım ve sekreterle ilişki hayallerimden vazgeçip dershanede flört edebileceğim kızlar listesini bir kez daha gözden geçirdim..
    Telleri taktırdıktan sonraki ilk kontrolde sekreterin yerinde başka birisi oturuyordu. Sorduğumda başka bir işe başladığını öğrendim. Elimde sadece pek te aktif olmayan instagram hesabı vardı. Beni en son öyle hatırladığını düşünmek içimi yaksa da, tellerim çıktıktan sonra ona güzel bir gülümseme vermek istiyordum…
    Ertesi sene aynı fakültede okuyan bir öğrenciyle tanıştım ve laf arasında sekreteri sorduğumda “o tam bir kaşardı, fakültede üstünden geçmeyen kalmadı” diye bir yanıt alınca, biraz yıkılsam da onu her zaman cilveli sekreter olarak hatırlayacağım.
    Buradan bütün dişçilere ve çene cerrahlarına sesleniyorum. Ağızlarını ayırdığınız hastalarınız fiziksel acıya dayanabilir belki, fakat gururlarına verdiğiniz hasarları hiç bir implant kapatamaz.
    Biliyorum uzun oldu fakat bu olayı artık birilerine anlatmalıydım.
    Okuduğunuz için teşekkürler sonraki bölümlerde görüşmek üzere

    darvin

    Like

  2. Selam Alex ve Hakan
    Artık vakti geldi…
    Ben de buradayım demeliyim…
    Ben de buradayım Alex
    Siri yıllardır dinliyorum ama dng podcast geleneği olarak yıllardır hiç yorum yapmadım…
    Yine dng podcast geleneği olarak yazıyorum
    sizi Yıllardır dinliyorum ama hiç yorum yazmamıştım.

    Ben de yıllardır sizi dinliyorum fakat üniversite ile başlayan bu süreç(25. Bölümünüzde sizi ilk dinlemeye başladığımda) zaman zaman verilen aralarla bu vakte kadar geldi
    Üniversite için 2 saat gidiyor, 2 saat dönüyordum.
    çarşamba sabahları hiç aksatmadan sizi dinliyordum. O zaman sizinde heyecanlı zamanlarınız, bölüm hiç atlamazdınız.
    müzik falan da dinlemem yolda, en büyük eğlencem sizdiniz….
    üniversitenin bitmesi
    iş hayatı, iş hayatında ulaşım yolunun kısalması derken şimdi biriktirip biriktirip dinliyorum.
    Konudan bağımsız bütün bunları yazmak istedim size
    fakat dün dinlediğim bölüm sonrasında gece rüyamda dişlerim teker teker döküldü. rüyanın içinde dedim ki bu kadarda olamaz! bu bir rüya olmalı.
    ve rüyamın içinde rüyamdan uyanıp aslında bütün dişlerimin değil, üç dişimin döküldüğünü gördüm.
    böyle dişe bakıyorum
    “ooo bu süt dişiymiş” falan diyorum.
    Ben dişlerimin döküldüğünü rüyaları çok görürdüm önceden, size yorum yazarken hatırladım

    Herneyse
    bu arada ben dişçiden değil, kötü iş yapan dişçiden çok korkarım.
    Benim çok tatlı bir dişçim vardı Pandemiden önce
    Pandemide dişçi falan hiç düşünmedik tabi…
    sonra randevu almak için bir aradım ki emekli olup Bodrum’a taşınmış.
    Bu o zamandan beri devam eden bir lanet gibi
    Yeni dişçiler denemedim değil
    Fakat hiç kimse eski dişçim kadar nazik değildi. Onun kadar mükemmel diş yapmıyordu. ( ön dişlerimde işlem var aslında ama kimmmse anlamaz, gerçek gibi)
    Diğerleriyle yalnızca first date…
    Dişçide önemli şey hani
    Bir arkadaşım ile konuşuyorum varmı şöyle güzel önerebileceğin bir dişçi? diyorum.
    “Ben benim dişçimden memnunumdaha 15 yaşındayken düşmüştüm. bir dişim kırılmıştı, ön dişlerimin ikisinde söküp yerine kaplama yaptı diyor…
    Sonra gülümsüyor, Sanki dişçi değil berber yapmış dişlerini…

    Başka bir arkadaşıma soruyorum diyor ki ‘ben memnunum.’
    sonra anlatıyor ‘benim diyor yirmilik dişimi keserken alet aynı zamanda damağımı kesmişti. bana da söylememiş (hehheh) dişim ağrıyor zannediyorum meğer damağım kesikmiş’ diyor
    Başka birisine soruyorum diyor ki “aslında ki dişçiydi ama benim büyükannemin dişlerini implant yapmaya ikna etti, bütün dişlerini söktü. implant bittikten sonra,
    nasıl kandırdım seni ama hahah ” dedi diyor

    Başka birisine soruyorum “benim çok iyi bir dişçim vardı, tel tedavisinin bitmesine iki hafta kala öldü. ben yeni dişçi bulana kadar dişlerim kaymış, tel tedavisi üç ay uzadı” diyor
    İşte böyle…
    iyi bir dişçi bulamıyorum. var mı önereceğiniz iyi bir dişçi?
    fiyat falan gerçekten hiç önemli değil artık…
    İstanbul’da tercihen Üsküdar, Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy…

    Like

  3. Ben de burdayım be burdayım demeye geldim… kız arkadaşımı da alıştırdım tüm bölümlerinizi dinledik birden fazla defa, burdan cansele de selam söylemek istiyorum 🙂 artan bölüm araları arttığından dolayı bölümleri dinlemek büyük bir olaya dönüyor gözümde. büyük önem atfedip ciddi kafa dinginliğine sahip olduğum vakitlere saklıyorum ilk sizi dinlemeye başladığım zamanlardaki işsiz güçsüzkenki keyfi alabilmek için. Arada sırada sohbet etme hakkım olan kayıp arkadaşlarımsınız sanki, seçim dönemi bile aynı ruh hallerine girdik çıktık 😀 Mizahınız çok keyifli, muhtemelen sıcak bakmıyorsunuz ama başka platformlarda potansiyeliniz olabilir gibi ama sizi değerli kılan arkadaş sohbeti gibi kısıtlı çevreye hitap etmeniz de olabilir. Patreonda görüntülü içerikleriniz var ama yüzleşmeye hazır olup olmadığımı bilmiyorum, biriniz kiloluydu sanırım içten içten kilolu insan düşmanı olduğum için size olan saygımı korumak istiyorum. Umarım devam edersiniz, şu ana kadarkiler için teşekkürler:)

    Like

  4. herkese selamlar.
    bende hayalet dinleyicilerinizden sayılırım pek yazmam fakat diş denilince duramadım.
    vücudumdaki en gelişmiş parçamın diş olduğunu sizler konuşurken daha da net fark ediyorum. 32 yaşındayım bir ağrı çürük çizik sızlama yaşamadım 20 lik 15 lik 30 luk diş ritüeli dahi yaşamadım. bırakın diş doktoruna gitmeyi önünden dahi geçmedim neden bilmiyorum vücudum da envai çeşit problem var fakat söz konusu diş olduğunda sınırları korkunç derecede zorlamama rağmen bana mısın demiyor meret.
    yeri geliyor unutuyorum fırçalamayı bir kaç gün sonra aynanın karşısına geçiyorum boya gibi akıyor herşey. yine beyaz yine beyaz.
    benim dişlerim vücut denilen dünyanın volvosudur.sizlere bu güvenilir arabanın içinden selamlarımı yolluyor afiyetler olsun diyorum.

    Like

  5. Bu uzuuun yorumların arkasından ben yeni bir bölüm fikri ile sizlerleyim. Ben de podcastinizi ilk bölümden beri dinleyenlerdenim ve sizlerin bir konuyu ele alış biçiminiz, sohbet kaliteniz, entelektüel sermayeniz hayranlık uyandırıyor. Nelerden besleniyorsunuz, ne izler ne okursunuz ben çok merak ediyorum açıkçası, bu tarz bir bölüm güzel olur. Sizin konseptinize göre baya ciddi belki ama siz başarırsınız diye düşünüyorum. Sevgiler.

    Dipnot lütfen Hakan’ın burcunu söyleyin.

    Like

  6. Dng her kiminleysen belki sevgilinleysen… ACİL YENİ BÖLÜM.

    Bu arada eskiden yorum yazarken ismimizi kendimiz belirliyorduk. Şimdi login yapmak gerekiyor sanırım isim için. O yüzden bu kadar isimsiz yorum var

    Like

Leave a comment