Bölüm 98: Açık Büfe


Haftalık bölümlere ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar mıdır? Hayır. Medeniyet dediğin yarısından fazlası yenmeden bırakılmış, üstünde 4-5 çeşit olan tabaklar, ihtiyacı olandan çok daha fazlasını yediği için ayağa kalkamayan, gözleri baygın ve boş bakan, kemerini gevşetmiş veya üst düğmesini açmış insanlar, devamlı bir sirkülasyon içinde saygılı bir şekilde sıraya girip yemek yemeyi bekleyenler, hizmet aldığı restoranla rekabete girip onu batırmaya çalışanlar, kendi sınırlarını keşfederken beraber oldukları insanların gerçek yüzünü tanıyanlar demektir. Yani medeniyet, açık büfedir. İyi dinlemeler.

20 thoughts on “Bölüm 98: Açık Büfe”

  1. Fajita konusu açıldı madem bende bir anımı paylaşmak isterim sizlerle. Şuan ki işimin ilk aylarında ciddi bir iş toplantısı vardı ve benim o toplantıda olmamam gerekiyordu. Kader ağlarını ördü ve beni de o toplantıya gönderdiler. Fark edilmemek için elimden gelen herşeyi de yaptım ve bu konuda işteki performansımdan çok daha başarılıda olduğum aşikar idi, ta ki Fajita’ya kadar. Toplantı sonrası Firma bizi bir restoranda götürdü ve diyette olduğum için içeriğinde bulunan ızgara et, biber Fajita’yı seçmem için işbirliği yapmıştı. Sonucunu da tahmin edersiniz ki görünmezlik çabalarım foşur foşur, cozur cozur eden bu yemekle suya düşmüştü. Fajita’ya saygılarımla.

    Liked by 1 person

  2. açık büfe bireyselliği öldürüyor 😀 hakan’ın garson, hizmet olmalı düşüncesine katılıyorum ama ruh haline göre bazen açık büfe iyi geliyor, kimse ile muhatap olmak zorunda değilsin. bir de açık büfeye alternatif, iki tarafı da kucaklayan bir olay var konsept restoranlar veya konsept günleri olan restoranlar. bu tarz yerlerde masa sayısı sınırlı oluyor zaten. mesela sınırsız et ve açık büfe salata, meze var. garson belirli aralıklarla farklı et çeşitlerini servis için dolaşıyor sadece, herkes yiyeceği kadarını masasına gelen bütünden kendi kesip alıyor ve et çeşidine göre de kalkıp açık büfeden yanına meze, salata, sos vs alıyorsun. bir tanesine denk gelmiştim kiev’de parayı girişte alanlardan, aleks’in dediği gibi daha fazla yeme isteği uyandırıyor peşin ödeyince. ağzımda pas tadıyla çıkmıştım mekandan (küçükken balkon demiri ısıranlar bilecektir) 😀

    Like

  3. Son zamanlarda yaptığınız en eğlenceli ve keyifli bölümdü bence. Madem konu sınırsız yemek rekorlarından açıldı, ben de bir anımı paylaşayım. Geçen yaz, çok afedersiniz “badici” kuzenim “yarından itibaren ciddi spor ve diyete başlıyorum, son bir cheat meal’ımızı yiyelim” dedi (demez olaydı). Sonuçta ben, body’ci kuzenim ve bir arkadaş kendimizi sınırsız pizza satan bir pizzacıda bulduk. Yaklaşık 50 cm çapında hayvani bir pizzayı önümüze koydular. Her dilimi iki normal dilim büyüklüğündeydi. Bahsettiğim arkadaş çok yiyen biri değildi ama çoğunu kuzenle gömdük biz. Şerefsizler kenarları da yemeden yeni pizza getirmiyorlardı 😦 İkinci jumbo pizza, üçüncü jumbo pizza derken 4.’yü yarım getirdiler. Bu adeta bir küçümseme, bir meydan okuma değildi de neydi?! Üçüncü arkadaş pes ettiği için bundan sonra biz devam ettik. Yarımdan sonra bir yarım daha getirdiler, sonraki çeyrekti. Dedim ki aha sanırsam zarara sokmayı başardık azar azar getirdiklerine göre. Artık kalkalım. İşte kenarları dahil nasıl 18 dilim pizza yediğimin hikayesi budur…

    Liked by 1 person

    1. Merhaba podcastin başladığımdan beri müptelası oldum henüz bitiremedim ama az kaldı:). Ama bir nokta var ki kafamı karıştırıyor. En nihayetinde konu etrafında gelişen bir tartışma dinliyoruz bu noktada hayat koşullarını bilmediğimiz 2 anonim insanın düşüncelerinin nereden geldiğini bilip o çerçevede düşünemiyoruz. Ama bir yandan da belli sınıflara ve topluluklara atadigimiz kalıp ve önyargıları da kırmış ve tamamen yalin bir şekilde 2 insan dinlemiş oluyoruz . dolayısıyla anonimliginizin podcast dunyanizi iyiye mi kötüye mi götürdüğüne karar veremedim. Belki değinmek istersiniz ..:)

      Like

  4. Yaklaşık 1 yıla yakın süredir podcastinizi dinliyordum. Sizi dinlemeye başladım başlayalı başıma gelmeyen şey kalmadı. Son 6-7 haftadır ara verdim dinlemeye ve hayatım düzene girdi. Sizin podcastin hayatın kaosunu ve spontaneliğini arttıran katalizörvari bir işlevi var. Ben elendim. Size mutlu podcastler dilerim.

    Like

      1. kusura bakma şu an aklıma geldi Ea’yı düşürdüğü gibi tepkime hızını da artırıyordu yani ikimizin dediği gibi de oluyormuş 🙂

        Like

      2. Bildiğim kadarıyla inhibitör maddeler kötü etkiler katalizörler ise etkiyi arttırır arkadaşın hayatı daha da kaosa döndüğü için podcastler katalize etmiş

        Like

  5. pizzahut’ta sadece sınırsızlara özel sarı pizza çıkıyordu, kaşar peyniri ve mısır. Adamlar dükkandaki tüm fazla malzemeyi tüketmek ve diğer pizzaların tazeliğini ve kalitesini korumak için diğer tüm bok püsürü sınırsızcı aç köpeklere ikram ediyor. Mezunu olduğum lisenin izcilik kulübü her sene pizzafest adı altında taksim pizza hut’ta sınırsız pizza yeme yarışması yapıyordu. Şimdi onu kazanan insan kazanmanın hazzını elbet yaşar ama kazanmakla kendinden utanmanın en iç içe geçtiği yer olmalı.

    Like

  6. Bir pizzahut anısı da benden gelsin ;
    Üniversitede ilk senem , İstanbul ‘a ilk kez gelmişim ; arkadaşlarla 7 tl ye sınırsız menü var diye pizzahuta geldik.
    Benim herhalde param yoktu , hatırlamıyorum ; arkadaşlarım birer tane menü aldılar , ben almak istemediğimi söyleyince de ” boşver bizden yersin bir şeyler ” dediler.Neyse bunu fırsat bilen ben salatalar , lazanyalar , tavuk kanadı falan “yiyemediğimi bırakırım zaten , ne olacak ” diyerek ne bulursam yemeye başladım.
    Hesap bir geldi 80 tl.
    Arkadaşlar da demesin mi bizde nakit yok sen öder misin , sonra veririz sana.Hey allahım….
    Neyse 80 tl ödedim , o parayı da hiç vermediler.

    Like

  7. Antalyalı birisi olarak, üniversite zamanına kadar yazlarımın hemen hemen her hafta pazar günleri günü birlik, 5 yıldızlı, her şey dahil otellere giderdik. Ve oralarda edindiğim tecrübe ve deneyimlerime göre açık büfe dünyayı kesinlikle iyiye götürüyor. FAKAT eğer gittiğiniz otel Türk, Orta Doğu veya Rus ağırlıklı ise o açık büfe etrafındaki ve masalardaki rezalet görüntüye kendinizi hazırlamanız gerekir. Detaya çok girmek istemiyorum sadece şu örneği vereyim: Elinde bir tabak patates kızartması dolu bira göbekli slip mayo giyen şişman bir adamın bir yandan çıplak eliyle o patatesleri yediğini bir yandan da ne alsam diye snack büfede dolandığını düşünün.

    Like

  8. Bir keresinde lisedeki arkadaşlarla bir kulübe takılıp geziye gittik. Son gün otelde konakladık. Sabah açık büfe kahvaltıya indik. Tabi ben daha önceden tecrübeliyim. Ben bildiğim taktikleri uyguluyorum. Normalde pek yiyemediğimiz malzemelerden çok çeşit ama azar azar alıyorum (zeytin almayıp pastırmaya abanmak gibi). Yanımdaki arkadaşım ilk defa açık büfe görünce kendinden geçti. Adam heyecandan hem kahve hem portakal suyu almıştı. Ayrıca tabağında çokokremin içinde sosis ve patates parçaları yüzüyordu. Bu olaydan sonra kendisine açık büfeye dair bildiğim trickleri öğrettim. Bir iki yaz sonrasında kuzenleriyle tatile gitmiş. Benim öğrettiğim trickler açık büfede çok işine yaramış. Bana çok teşekkür etmişti 🙂

    Like

  9. Merhaba,
    Ülkemizin güzide bir tatil beldesinde, bir otelde aşçı olarak çalışmaktayım. Öncelikle, şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki; millet olarak açık büfe kültürümüz yok. Bir grup Türk’ün büfede yarattığı tahribatı onarmak gerçekten çok zor. Bu kadar doyumsuz, açgözlü olabilmeyi hangi ara başardık merak ediyorum. Mesela bu sezon otele Türk gelmeyecek, sadece İngiliz ve Alman gelecek, çalışanlar arasında şimdiden ufaktan bir bayram havası var.

    Aleks’in bahsettiği araştırma sonuçlarına benzer teknikleri biz de çalışanlar olarak zaman zaman uyguluyoruz, yani tabi kimsenin böyle çalışmalardan haberi yok, genel olarak o an büfenin durumuna göre ya da zamanla deneyimleyerek gelişen ve uygulanan taktikler. Aslında yiyicilerle yedirenler arasında içten içe bir mücadele var burada, her ne kadar görünürde böyle gözükmüyor olsa da.

    Son olarak Aleks israfı medeniyete bağlamanı da anlamış değilim, verdiğin örnek ABD, zaten ABD birçok konuda istisna, bu konuda da olduğu gibi. İsraf-medeniyet arasında böyle bir ilişkı olamayacağı kanaatindeyim naçizane. Yoksa biz de ülke olarak kesinlikle daha yukarılarda olurduk.

    Bitirirken;
    “Lütfen tabakalarımıza yiyeceğimiz kadar yemek alalım, masaya ikinci bir açık büfe kurmanın anlamı yok.”

    Like

  10. Abi bir bölümünüzde “95-96’lı veletler” ifadesini kullanıyorsun. 97’liler olarak internet aleminde velet olmaktan ne zaman kurtulucaz sence? Bana sanki 60 yaşına da gelsek, 70’lerine gelmiş nesil tarafından internette velet olarak görülücekmişiz gibi geliyor.

    Like

  11. Her hafta olduğu gibi bu hafta da sizi dinledim.Salı günü yeni bölümün çıkmasını beklerken o bölüm gelmedi.Bu olay üzerine aklıma Aleksin yediği şeylerden dolayı hastanelik olma ihtimali geldi.Umarım öyle bir şey olmamıştır ama olduysa cidden kahkaha atarım.İyi Bölümler

    Like

  12. açık büfe denince akla pizza hut geliyor tabii, üniversitenin ilk yılında aynı yurtta kaldığım ortalama boy ve kilolarda 3 arkadaşımla pizza hut’a gidip sınırsıza girişmiştik. (içecek sınırsız olmadığı için çantamızda içeceklerle girip bardağı masanın altından doldurduğumuzu da itiraf edeyim) kenarıyla menarıyla gerçekten o kadar fazla yedik ki bizden çok sonra gelmiş insanlar kalkarken biz hala büfeye gidip “kanka beyaz peynirli gelmiş”, “ooo tonbalıklı” diye birbirimize haber veriyorduk. en son yanımıza bir kadın gelip 10lu yaşlarının başındaki çocuğunu göstererek “iştahınıza hayran kaldım çocuklar, umarım bizim çocuk da ilerde sizin gibi olur” demişti.
    açık büfede tabağını tepeleme dolduranlardan değilim ama yemek yemeyi gerçekten seven ve “normal” porsiyonlarla doymayan biri olduğum için açık büfenin dünyayı iyiye götürdüğünü düşünüyorum.

    Like

  13. Sadece hayvan gibi et yiyebilmek için her şey dahil otellerde konaklamak isteyen bir arkadaşım vardı. Diyeceklerim bu kadar.

    Like

  14. açık büfe kesinlikle dünyayı kötüye götürüyor. şunu da yerim bunu da yerim diye diye iyice tabağı dolduruyoruz. sonra masaya gelince bir bakıyoruz yemeyeceğimiz şeyleri bile almışız , sanki kıtlıktan çıkmış gibi. resmen utanç ya 😀

    Like

  15. Merhaba Aleks ve Hakan , Öncelikle Pizza Hut sınırsız pizzaları gerçekten çok kötüydü sadece malzemeleri yenmiş sıyrılmış hamur kısımların ortada birikmesi bile görüntü kirliliği değil mi sizce de?
    bu arada bedelli askerlikten yeni döndüm biriken bölümleri izledim harika gidiyorsunuz.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s