Bölüm 127: Kalın Derili Olmak


Haftalık bölümlere ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

 

Kalın derili olmanın faydaları, kırmızı çizgiler, eğlence polisleri, iletişim paradoksu, fat shaming’le kilo vermek, her şeye duyar demek, etrafta dolaşan jokerler ve çok daha fazlası bu bölümümüzde.

15 thoughts on “Bölüm 127: Kalın Derili Olmak”

  1. liseden arkadaşlar birlikte kalırken yeterli yatak/kanepe olmadığından “sen kürtsün yerde yatcan” denilerek yerde yatırılmıştım. Buna baya güldük ve ben cidden yerde yattım. Buna offended olmak mümkün değil zaten bunlara gülüp eğlendiğimiz için hala görüşüyoruz ama dışardan gerçekten korkunç gözüküyor. Belli bir samimiyete sahip gruplar içinde tamam ama özellikle sosyal medya ve yabancı insanlar yanında daha düzgün davranmak gerekiyor. Hoş tepki verenler genelde tramva sahibi, ezilen insanlar değil de onlar yerine konuşmayı çok seven azınlık olmakla şereflendirilmemiş hetero sünniler oluyor.

    Liked by 1 person

  2. Hayatım boyunca hep şişman bir çocuk oldum ama hiç fat shaming’e uğramadım, okuldaki erkekleri bile korkuttuğum için mi yoksa insanlarla arama kalın çizgiler koyduğum için mi bilmiyorum.Ama kilo vermeye çalıştığım şu son birkaç yılda keşke uğrasaydım diyorum. Belki daha kararlı bir şekilde diyet ve spor yapmamı sağlardı gördüğüm zulümler.Ayrıca son zamanlarda insanların sürekli olarak sizi düzeltmeye çalışmasından, yaptığınız esprinin düzeyini fazla bulduklarında çıkardıkları (bunu özellikle kadınlar yapıyor) o ıhh sesinden, sanki arkada polis varmış da kelepçeyi bir anda takacakmış gibi etrafı kolaçan etmeye başlamalarından baya gına gelmişti. Ricky Gervais abimizin askerleri olarak her şeyin şakası yapılabilir demeyi çok isterdim ama bazı tipler coşuyor onlar şaka falan da yapmasın zaten. Bu arada bu bölüm de dahil olmak üzere son bölümler inanılmaz iyiydi. Ağzınıza sağlık…..

    Like

  3. İçki içmeme nedenim dini bir sebeb değil, kendim inançsız bir şii-müslimanım, içki içmeme nedenim açıkçası korkmam. Bir sefer içdikden sonra alışkanlık haline gelir diye korkuyorum. Ama geçen bölüm öyle bir giriş yaptınız ki, ilk fırsatda alkol kabul edeceğim atık kesinleşdi. Çok güzel ikna ediyorsunuz, bu bir gerçek yetenek, böyle bir şey olamaz. Aleks, bölüm içinde fat shaming değişin çok güzeldi, kulağa çok hoş geliyor. Fat Shaming değişini duyunca insanın içinden Yemek Sepetinden bir şeyler ısmarlamak geçiyor, Baküde olmamasına rağmen. Sevgiler.

    Like

  4. Vaktiyle çok sevdiğimiz magazin sunucusu Bircan Bali, Kerem Bürsin için “bu oğlan kalın derili bi tip” demişti ama fiziksel anlamda bi kalın derililikten bahsediyordu. Bir magazin müptelası olarak başlık bana Bircan Bali’yi hatırlattı. Kendisine dinlemeyecek dahi olsa sevgiler, selamlar.
    Bu arada fat shaming, fiziksel özelliklerden çıkarsak slut shaming vs olmazsa güzel espriler nereden çıkacak? Hiç bir şeye dokunmadan, birilerini kaşımadan espri olmaz ki. Hayatta en sevdiğim şeylerden biri de yakın arkadaşlarıma ırkçı espriler yapıp sabır zorlamak. Linç yememek için toplum içinde yapmıyorum, twitter’ı da dönem dönem temizliyorum mecbur 🙂

    Like

  5. Merhaba Aleks ve Hakan!
    Nispeten ince derili bir insanım. Gerek zamanında aile içinde yaşanan sosyal konulara dair çatışmalardan olsun, gerek kendi kimlik arayışı yolculuğumdan olsun, gerekse politik doğruluğa karşı artan hassasiyetimden olsun, çoğu zaman neyi savunduğumu bilmeden kendime alıngan ve agresif bir imaj çizmiştim.
    Son 1-2 senede ise, bunun önce bana zarar verdiğini farkederek derimi kalınlaşması gereken yerlerde kalınlaştırmaya başladım. Farklı görüşlerdeki insanları dinleyebilmek, approach etmesi kolay bir insan olabilmek ve kabulden konuşabilmek (ve bazen susabilmek) için gereksiz gocunmaları bir kenara koymak lazım. Gerekli-gereksiz ayrımını yapabilmek için ise bilgi donanımını artırmak en önemli şey bence.

    Ama,
    İster daha ciddi alanlarda (akademi, politika, basın) ister daha az ciddi görülebilecek konularda (komedi, sinema, arkadaş muhabbeti) politik doğruluğu, bireyin yeni dünyada bir yeri olabilmesi adına çok önemli görüyorum. Hollanda’daki yaşamım beni farklı hikayelerle, acılarla ve kültürel hassasiyetlerle tanıştırdı. Global ve inclusive (kapsayıcı) bir düşünme şeklinin ve dilinin arkadaşlar arası sohbetlere kadar inmesi gerektiği taraftarıyım. Hatta bunu kendi de ırkçılık, cinsiyetçilik ve ayrımcılıkla zaman zaman yüzleşebilen bir insan olarak bir sorumluluk olarak görüyorum – kendime, doğduğum topluma ve yeni jenerasyonun gelişimine karşı bir sorumluluk.
    Her şeyde olduğu gibi political correctness ve kültürel konulara olan hassasiyetler de doğru yer ve dozajında kullanıldığında anlamlı. Ancak bu şekilde mesajı doğru iletme aracı olabilirler.
    Aleks; cis, hetero, beyaz bir erkek olarak bakış açın şaşırtmadı. Fakat diğer herkes de duyduklarını, gördüklerini ve tükettiklerini aynı şekilde karşılayamaz. Herkesin derisi, sosyokültürel geçmişi kadar kalın bazen.
    Sizi dinlemekten her daim keyif alıyorum. Çoğu konuyu kendi yöntem ve birikimlerinizle çok keyifli ele alıyorsunuz. Bazı bölümlerde kendi değer yargılarımı da sorguluyorum. Bir nevi alan açıyorsunuz.
    Göz ardı edemeyiz ki dünya, iklim krizinden ırk problemlerine; cinsiyet ve toplumsal cinsellik meselelerinden LGBTQ+ haklarına; dinin toplumdaki yerinden ivme kazanmış sağ politik görüşe kadar bambaşka bir yere gidiyor. Hangi millete ait olduğumuzu gözetmeksizin okumak, etraftaki hikayelere kulak asmak ve bireysel muhakememizi oluşturabilmek en büyük sorumluluklarımızdan.
    Sevgiler!

    Like

  6. Bir insanın anadilinin türkçe olması için türk olması mı gerekiyor? Ama size de bu yakışırdı zaten özellikle sana amerikKka hayranı alyoşka

    Like

  7. Mevzuya sizi çok sevdiğimi demekle gireyim. Herkesin hissettiği, dile döktüğü başka şeylerdir elbet; ama ben sizi dinlediğim ilk günden beri sahiydiniz benim için hep. Muhabbetinize dahil olduğum, “Hakan yapma şimdi, bu da laf mı Alex, helal olsun…” diye söylendiğim birçok zaman oldu, oluyor. Eksik olmayın hiç!

    Azınlığın da azınlığı kimliklerle doğarak, başka başka kimliklerle boğuşup büyüyerek, Türkçeyi kafama inen sopalar eşliğinde öğrenerek, zaman zaman lanet ederek, ama asla enseyi karartmayarak vardığım bir zaman bu. Nasıl söylenir çok bilmiyorum; kendimi sıkışmış hissettiğim o her yerde, bir genişlik yaratmayı becerebildim diye buradayım hâlâ. Hepimizin bir gün öleceğini aklımdan çıkarmadım hiç. Bu dünyaya bizden bir şey kalacaksa eğer, iyiliktir o, başka bir şey değildir diye ikna da ettim kendimi. Ben kavgadan bunu anladım. Varsın birilerinin korkağı olayım.

    Bu arada, Hakan’ın gazına gelerek yazdığım bir öyküyü bir edebiyat dergisine gönderdim. Editör, “Bunu sen yazdıysan kanıtla, bir iki öykü daha isterim.” minvalinde bir e-mail yazmış. Elde öykü yok. Kara kara düşünmekteyim.

    Hoşça kalın.

    Like

  8. Bir insanın kendisine yapılan eleştirilere karşı tamamen duyarsız olması onu geriletir. Herkesin dediklerini bir kez düşünmeli çünkü bazen seni en olumlu etkileyecek yorum seni tanımayan ve seni incitmekten korkmayan birinden gelir. Eleştiri almıyorsan, hiç farklı bir şey yapmıyorsundur. O yüzden eleştiri almaktan korkmamak lazım, eleştiri ala ala da zaten iyi ve kötü eleştiri ayrımına sahip olmaya başlarsın. Düşün, sana bir şey katmıyor, çöpe at. Ayrıca benim de aşırı aşırı rahatsız olduğum bir durum şaka ile ciddiyeti birbirinden ayıramayanlar. İyi bir bölümdü genel olarak bazı fikirlere katılamasam da.

    Like

  9. Başıma gelen değil ama birinin başına getirdiğim bir hikaye, 4 kişilik bir arkadaş grubunda 1 tane kürt arkadşımız var, her buluştuğumuzda alakasız da olsa illa acı Türk kahvesi içeriz, ona da zorla içiririz üstüne nasıl şimdi kendini daha Türk hissediyor musun gibisinden espiriler yaparız. Daha sertlerini buraya yazmaya gönlüm el vermedi. İlk başlara göre derisi baya kalınlaştı ve ortamdaki eğlence katsayısı da baya yükseldi. O da arada kontra yapmaya çalışıyor ama pek başarılı değil, malum dil bariyerine takılıyor olabilir 🙂

    Like

  10. Bu haftanın konusu ile ilgili değil Alexin konuşmasında farkında olmadan sarfettiği bir kelime için yazmak istedim. Kelimeler ve onlara yüklediğimiz anlamlar, bazen anlatmak istediklerimizde o an farkına varmadığımız fakat ayrıntılarda varlığını bulan kişiler tarafından enseleniyor. Buradan şu sonucu çıkarıyorum aslında kelimelere yüklediğimiz anlamlar bizi, biz de kelimeleri esir alıyoruz. Evrimsel açıdan birer hayvan olan bizler kendimizi hayvanlardan ayrıştırıp beğenmediğimiz özellikleri hayvanlara yüklüyoruz ve hayvan haklarını savunurken insana “hayvanmısın” deyiveriyoruz. İroniyi bu yüzden seviyorum heleki yapan farkına varmaz ise! İroni dünyayı kesinlikle iyiye götürecek sadece biraz daha çaba ile..

    Like

  11. En sonunda bütün bölümlerinizi tamamladım. Sevgili Aleks ve Hakan sizin yüzünüzden hayatımda açılan podcast alanını doldurmaya çalışıyorum. Spotify önerilerinden denemediğim seçenek kalmadı ama yeni DNG bölümünü beklerken araya sokabileceğim başka hiçbirşey bulamadım. (Evrim Ağacı gibi bilimsel olanları ayrı tutuyorum tabii) Daha sonra merak ettim acaba siz hangi podcastleri dinliyorsunuz, Türk-Yabancı favorileriniz neler?

    Ayrıca kalın derili insanların diğer detaycı insanların sıkıldığı konulara yabancı kalıp, empatik düşünme kabiliyetlerinin düşük olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden kötüye götürüyor 🙂

    Like

  12. Küçüklüğümden beri abimin ofansif şakalarına maruz kaldığım için bi miktar kalın derili olduğumu düşünüyorum. Hatta geçenlerde abimi telefonla arayıp 300 kişiye konuşma yaptığımı ve beni iyi hissettirdiğini söylemiştim. ‘Noldu entelektüel birikimini oluşturmadan özgüven sahibi mi oldun’ diyip yine derime deri katmıştı. Ayrıca 2 hafta önceki cenazeler konusunda da, kişi kaybettiği yakını hakkında dalga geçebildiği an bu konuda kendini daha iyi hissetme süreci başlıyo

    Like

  13. Boktan bir program. Yarım bilgiyle ne pesimizm ne mizah kasılır. İki defa şans vermeseydim sadece 5 dakika kaybetmiş olacaktım ama ben 20 dakika kaybettim.

    Like

  14. Merhaba, daha önceki yorumumda sizi x2 hızda dinlediğimi söylemiştim. Şu anda son bölümü bitirdim ve artık dng’yi normal akışına bırakabilirim. Millet yorumlarda destan yazmış. Ben buna şaşırdım. Bu kadar yazacak şeyi nereden buluyorlar? Güzel sohbetleriniz olsun. Seviliyorsunuz güzel insanlar.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s