Bölüm 44: Aktivitelerin Sayısal Takibi, Mikro-Aldatma

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Kaç adım attığımızı, ne kadar süre ayakta durduğumuzu, günün büyük çoğunluğunda nasıl da göt büyüttüğümüzü, yine de yaktığımız kaloriyi hesaplayan bilekliğimizi takalım. Uyku kalitemizi ölçen aletimizi yatağın yanına koyalım. Spor salonuna giderken nabız ölçer göğüs bandını unutmayalım. Kendimize dair birçok veri ediniyor, sayılar içinde boğuluyoruz. Peki bu sayılar bizim için ne kadar önemli olmalı? Programın ilk bölümünde modern hayatta sayısallaşmanın önemini tartışıyor, anlamsız bir uygulama fikri daha yumurtluyoruz.

Hayatınız boyunca kimseyi aldatmadınız ve kimse tarafından aldatılmadınız mı? O zaman aynaya bakın ve kendinizi nihayet haklı olarak özel hissedin. Çünkü doğru zamanda Bitcoin almış biri kadar ender ve özelsiniz. Sayılara önem veren insanlar için durumu şöyle açıklayalım, 3 kişiden 1’i aldatıyor. Tek eşli ilişkileri sürdürmek belli ki insanlara çok zor geliyor. Bu durumda neden bu tip ilişkilere girmekte ve sonra da bir kez daha ilişkilerini bozmakta ısrar ediyorlar sorusunu pas geçerek asıl konumuza geliyoruz: Acaba yaygın olarak aldatma olduğunu kabul ettiğimiz eylemler dışında, masum gözüken ama sinsice ilişkinin mezarını kazan hareketler de var mı? Bunlara mikro-aldatma diyebilir miyiz? Hangi hareket aldatma, hangisi kuruntudur? Ve en önemlisi, sevgiliniz sizi mikro da olsa aldatıyor mu? Tüm bu soruların cevabı, Dünya Nereye Gidiyor’un yeni bölümünde.

 

5 thoughts on “Bölüm 44: Aktivitelerin Sayısal Takibi, Mikro-Aldatma”

  1. Benim yakın bir arkadaşım var. Sayısal takipler konusunda bir marka. Birlikte okula giderken, sadece kendi girdiği derslerin/okula geldiği günlerin değil, benimkilerin de istatistiğini tutuyordu. Tüm tarihleri net olarak hatırlar. 10 yıl önce evlenen arkadaşının nikah tarihini hatırlar, ordan hareketle “Nikahtan 1 hafta sonra senle çay içmiştik demek ki 5 mayıs 2003’te çay içmişiz” falan der… Şu an finans/muhasebe alanında çalışıyor ve iş hayatında bu bizi çıldırtan manyakça huylarının çok işe yaradığını söylüyor. Ben bu arkadaşımın takıntılı ama sevimli bir deli olduğunu düşünüyorum. Amaaaa bir de mesela şu videoda gördüm, adam günlerine puan veriyor ve bunu yıl boyu devam ettirecekmiş? https://www.youtube.com/watch?v=lku-m2P5Tbk
    Bu artık aşırıya kaçmak olmamış mı? Önce kaç film izlediğimizi not aldık, sonra filmleri puanladık, şimdi de GÜNLERİMİZİ? “Her gün seni mutlu eden detayları not al ve şükret… Namaste…” tarzı yetmedi mi? Hamileyken günde 2 lt su içmek ve 10.000 adım atmak gibi şeyleri takip ediyordum evet, ama böyle bir mecburiyet yokken abartanlara “eaaah” derim…

    Mikro aldatmaya gelince: Hakan net tavırlarıyla bu bölümde hanımların gönlünü kazanmıştır diye düşünüyorum. Ölçülü kıskanç, net duruş sahibi falan, kısmeti açılabilir.

    Tivitırdan idil.

    Like

  2. Hakan’in sesi, asil Hakan Gunday’a benziyor. Hatta ben podcasti ilk dinlemeye basladigim zaman, Hakan’i Hakan Gunday zannetmistim. Konusma tarzlari, vurgulari cok benziyor bence. Acikcasi, Hakan’i dinlerken gozumde Hakan Gunday canlaniyor.

    Like

  3. Öncelikle hemen her gün dinlediğim bir programın konuşmacılarından birisine yapılmış abuk “düşünme sorunu” yorumunu Hakan’ın bana atfetmesi çok basit bir varsayım oldu. Severek dinlediğim bir programın konuşmacılarından birisinin düşünme yetisi sorunları olduğuna kanaat getirmem ahmakça olurdu sanırım:) Birde mikro-aldatma konusunda; eğer bir insanı sevecek kadar tanıdınız ve akabinde sevdiniz ise, zaten bunun getirisi olarak o insana içten gelen bir güven duyarsınız. Eğer seviyorum diyor ama mikro-aldatma gözetecek kadar güvenmiyorsanız, bu sadece onun fiziki özelliklerinden etkilendiğiniz ve karakterini bilmesenizde kendinizce ona sevebileceğiniz bir karakter giydirdiğiniz anlamına gelir. İçten içe aslında bunun sadece kendinize sergilediğiniz bir ilüzyon olduğunu bildiğiniz için de sürekli şüphe duyarsınız. Hem velev ki güvendiniz ve aldatıldınız? Bu aldatılan insanın o zamana kadar aldığı keyfin ve hazzın diyeti sayılarak kabullenilebilir diye düşünüyorum. İnsan incinmekten bu kadar korkmamalı.

    Like

  4. Rakam ve sayi farki 7 yasini gecmis her bireyin ilk ogrendigi seylerden birisi. Yarim saat boyunca rakam, rakam, rakam diye kafa utulediniz. -Kafa utulediniz asiri igreti durdu farkindayim, aslinda kafa siktiniz demek isterdim ama dinleyicilerinize buyuk bir saygim var.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s