Bölüm 149: 23 Nisan ve Milli Bayramlar


Haftalık bölümlere ilave içeriklere ulaşabilmek ve bizi desteklemek isteyenler için: Patreon

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:
Apple iOSAndroidSpotify

OYLAMA

Çocuk bayramının çalınması, buruk sevinçlerin ülkesi, sıkıcı törenler, kutlama eziyeti, milli-dini bayram karşılaştırması, milli bayramlarda oluşan kulak ağrısı, en tırt milli bayram, koltuğa oturan çocuklar, PR mucizesi şeker bayramı ve daha fazlası bu bölümümüzde.

10 thoughts on “Bölüm 149: 23 Nisan ve Milli Bayramlar”

  1. Milli bayramlar, günümüzde tam olarak “kutlanmak için kutlanan” bayramlar. Nerde o eski bayramlar demek isterdim ama benim zamanımda da aynıydı. 23 Nisan’da okuldaki en büyük coşkumuz törende kağıt bayrak sallayarak her sene okunan şiirleri tekrar tekrar dinlemekti (dersler kaynadı diye seviniyorduk tabii), 19 Mayıs’ta ise stadda ayaklarımıza sular inene kadar bando takımının önünde yürütülmek. Bu bayramları büyük bir coşkuyla kutlayabilenler ise ilkokulda ağlayarak İstiklal Marşı okuyabilen kızlar falandır en fazla. Küçücük çocuklar onların akıllarına kazıdığımız kadarını yaşayabiliyorlar coşkunun: “Bugün sizin gününüz” den, “Atamız bize bıraktı”dan ibaret yani.

    Dînî bayramlar ise ilginç bir şekilde “nerede o eski bayramlar” lafından bağımsız olarak hâlen o coşkuyu barındırıyor. Sevilen-sevilmeyen akrabalarla zorla görüştürülmek ve el öpmek anlamını taşısa bile (yaşımız büyüdükçe çoğu el öptürmemeye başladı, yanak yanağa öpüşüyorlar) o üç dört günden sonra milli bayramlara nispeten daha güzel bir bayram geçip gitmiş oluyor.

    Özetle milli bayramlar bayağı bir out, dînî bayramlar in.

    Like

  2. Milli bayramların bu denli yüceltilmesinin esas amacı, aynı geçmişe mensup bireyleri tek bir çatı altında toplamak için önemli checkpoint’ler olması. Fakat milliyetçiliğin, içinde bulunduğumuz zaman diliminde fazlasıyla flulaşmış ve eskimiş bir fenomen haline gelmesi, beni bu gibi bayramlarda teşvik edilen birlik ve coşku haline girmekten bayağı bir uzaklaştırdı. Ülkenin demokratik bir sürece girmenin mihenk taşları olan Cumhuriyet’in ilanı veya TBMM’nin kuruluşu gibi adımların ciddiyetini ise çocuk yaşta kavrayamaz iken, ilerleyen yaşlarda da zaten atılması gereken adımlar olduğunu düşünüp yine “gereken” önemi bir türlü veremedim.

    Ayrıca; milli, dini veya kültürel her özel günün en iyi yanının, bir güruh için ortak tatil günleri ve etkinlikler üretmesi olduğu fikrindeyim. Bu etkinliklerden kastım, stadyum gösterileri değil elbette. Örneğin, 23 Nisan için çocukluğumdan bana kalan yegane anı “Danone Küçükler Futbol Kupası” idi. Her 23 Nisan, hevesle televizyonun başına geçip kendimi o çocukların yerinde hayal ederdim; güzel zamanlardı.

    Gelecek 23 Nisan için sizlere küçük bir öneri ile sonlandırayım: Müziğin bir sanat parçası olduğunu savunan, çok sevgili audiofil Ferrum ve küçük filozof Atakan’ı koltuğunuza oturtarak Açık Bilim’e had bildirebilirsiniz.

    Like

  3. ilk 23 nisanımı abimin “bugün okula gitmene gerek yok tatil bugün; gel bana şu xxx işlerde yardımcı ol.” sözüne güvendim ve okula gitmiyor olmanın verdiği mutlulukla o gün abimin bütün ayak işlerini yaptım.

    [ust paragraftan çıkarabilirsiniz ne kadar ilgili anne-baba sahibi olduğumu]

    ertesi gün okula gittiğimde herkes birbirine ne kadar eğlendiklerini anlatıyordu, yeni arkadaşlık ittifaklari oluşmuştu ve ben dışarıda kalmıştım.

    o dışlanmıslik hala sürüyor.

    sonuç olarak bir çocuğun elinden alınmamali böyle şeyler.

    Like

    1. lkokulda kucuk siniflarin birlikte merdivenlere cikip siir okumasi, daha ust siniflardan basarili kizlarin yazdigi kompozisyonlari okumasi okulun dandik ses sistemi ve nedenini hic anlamadigim sekilde o dandik sistemin son ses acilmasiyla kulaklara yapilan iskence ardindan ellere verilen bayraklarin zorla sallandirilarak stadyuma yurunmesi bu esnada kollara ve bacaklara yapilan cifte iskence..
      Ortaokulda iskenceye devam.. Bando takiminda degilsen aile birliginden asiri hevesli bir teyzenin zorla dans figurleri ogretmeye calismasi ve stadyumda gunesin altinda beyne yapilan iskence.. Yok bando takimindaysan bedenciyle imtihan.. Bando takiminda davulu kapma yarişi.. Her toren sonunda okula donerken davulu patlatmaya cabalama ve guc gosterisi bedenciden firca yeme.. Orta okul son sinifta tenefus zillerinin kenan dogulu cakkidi parcasi olarak calmaya baslamasiyla egitim sistemine olan tum saygimi yitirip sikerler boyle cumhuriyeti diyerek lisedeki butun torenlerden kacip internet kafeye gittim.

      Like

  4. Ada’nın hikayesi ne kadar dramatik de olsa, Hakan’ın olayı aktarışı efsane olduğu için aşırı güldüm. Evet o buruk sevinçten kurtuluş yok gerçekten de. Biraz minik tanışmış kendisi ama belki bu durum Ada’ya bir bilinç olarak döner ve benim tüm ilk ve ortaokul hayatım boyunca yaptığım salaklıkları yapmaz. Her törende her birseye katılmak gibi, korosu, şiiri, folklörü. İyi dileklerimiz seninle Ada, sen artık (seneye için söylüyorum) 3 yaşında kocaman bir kızsın bu gazlara gelme.

    Like

    1. sizin için üzüldüm ya benim 23 nisanlarım harikaydı. arkadaşlarımla beraber acayip bir sevinçle uyanıp gidiyoduk okuldaki gösterileri izlemeye. belki sizin bayramlarınız daha resmi geçmiştir şiir okuyup bayrak sallamak gibi. okuldan okula çok değişiyor. benimkiler daha eğlenceliydi zaten çocukken insan ufak şeylerle mutlu olmaya çok yatkın oluyor. hele bir de o sene bayramda görev almışsam onun heyecanı da bambaşka.

      Like

  5. Eğer kurumları yaşayan organizmalar olarak düşünürsek biz insanlar kurumların en küçük yapı taşı olan hücreleriyiz. Her kurum mevcudiyetini pekiştirmek için hücrelerine kendi üzerinden bir aidiyet hissi aşılamaya çalışıyor. Milli bayramlar bu konuda pek başarılı değiller. Aidiyet hissini 10 Kasım’dan daha iyi yaşatan başka bir gün olduğunu düşünmüyorum. Tabi 10 Kasım’ın bir bayram olmaması da ayrı bir ironi. Sirenler çalar, insanlar arabalarından inip hazır ola geçerler. O anda herkesin kafasında neredeyse aynı düşünce beliriyor Hatırlayınca bile tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor. Bu denli etkilenmemin sebebi içimdeki Atatürk sevgisinin muazzam olmasından ziyade, milyonlarca insanın aynı anda aynı sevgiyi hissetmeleri ve ritüelleri mecbur olmadıkları halde uygulamaları. Bir duyguya veya hisse aynı anda birden fazla insan ortak olduğunda çok yoğun bir enerji üretiliyor. O enerji de ortak olan insanları birbirine bağlıyor. Geçtiğimiz 1 Mayıs vesilesiyle Hakan’dan Cem Karaca cosplay sesiyle bir Tamirci Çırağı yorumu rica ediyorum. Namık.

    Like

  6. Bayramlar dünyayı iyiye götürüyor ama benim için önemleri daha farklı. Ben bu sene mezun olacak bir öğrenci olarak okullarda milli bayramlar ve özel günler için hazırlanan programlara katılmaya bayılıyorum. Bu özel günlerde hazırlanan programlar sayesinde çok sayıda yeni insanla tanıştım. Bir örnek vermek gerekirse geçtiğimiz yıl 12 mart istiklal marşının kabulü için düzenlenen bir etkinlikte yaklaşık 50 kişilik bir ekiple çok güzel bir program hazırlamıştık yaklaşık 3 ay boyunca her gün çalıştık ama her gün çok eğlenceliydi ve bu program sayesinde hayatımda ilk kez tiyatro sahnesine de çıkma şansı buldum. Gösterimizi izlemeye gelen yaklaşık 500 kişi içinde bulunduğum ilin millet vekili, garnizon komutanı, vali, ve belediye başkanı da bulunuyordu ve en azından benim için bu tip insanlara gösteri yapmak hayatımda unutulmaz bir andı

    Like

  7. Adacım seninleyiz! Ben de ilkokuldaki 23 Nisan travmamı anlatmak istiyorum. Okulumuz stadyumda yürüyüşe katılacaktı. Öğretmenimiz de hepimizin birer ülke kıyafetini giymemizi önerdi ama bir tane de prens ve prenses olacaktı. Prenses olmayı çok istemiştim. Bu konu annelerin de geldiği bir gün sınıfta tartışıldı ve işte ülkeler vs bölüşülecekti. Ben prenses olmak üzereydim, tam o sırada sınıftaki başka bir kızın annesi beni göstererek “ o esmer, kapkara bir kız. Esmer prenses olmaz.” Dedi. Ve o kadın yüzünden prenses olamadım. Annem de öğretmenin o renkli gözlü ve sarışın kızı seçmesine ve benim üzülmeme acayip bilendi. O sene amcam askeri görevi için Japonya’da yaşıyordu, ondan rica ettiler bana Japonyadan kostüm geldi shshshshshshshshshah. Stadyumda fırtınalar estirdim. Esmer pirensesler vardır!

    Like

  8. 23 Nisan günleri benim için de çoğu zaman bir kabus olmuştur. Bir anımı anlatmak isterim… O sıralar ortaokuldayız daha 5. Sınıf falan. Beden öğretmenimizin kurban seçer gibi sen gel , sen gel şeklinde seçim yapıp 23 Nisan için stadyumda gösteri yapma amacıyla seçtiği kişiler arasındaydım. Beden derslerinde sınıfın seçilmeyenleri eğlenirken biz okulun bahçesinde dans gösterimiz için dans hareketleri çalışırdık. Gösteri günü olan 23 Nisan geldiğinde yarım yamalak dolup hüsrana uğratan seyirci kitlesiyle , yakıcı güneş ile de birlikte saçma sapan danslarımızı edip gösteriyi yaptığımız stadyumdan ayrılırken , gün için tek tesellim annemin bana aldığı thor oyuncağıydı. Sonrasında eve gelip uyudum ve olayı unutmaya çalıştım. Çocukların 23 Nisan’da bundan daha mutlu olması gerektiğine inanıyorum. İlla gösteri yapıcaz derseniz de yetişkinler gösteri yapsın çocuklar izlesin, 23 Nisan bazı çocuklar için travmaya dönüşmesin… ( Bu arada konuyla aşırı alakasız ancak geçtiğimiz günlerde benim de girecek olduğum sınav olan YKS sınavının önce ertelenip. Sonra erkene çekilip bütün planları bozması , sonra 1 hafta uzatılıp , süreye 30 dakika eklenmesi saçmalığı hakkındaki görüşlerinizş merak ediyorum) Biraz uzun yazdım kusura bakmayın. Severek dinliyorum 🙂

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s