Bölüm 39: Arkadaşlık

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Aristo demiş ki; arkadaşlar birbirine ayna tutar, böylece kendilerini başka türlü mümkün olmayan şekilde görmelerini ve daha iyi bir insan olmaya çalışmalarını sağlarlar. Arkadaşlığı bu şekilde idealize etmek doğru mu bilmiyorum, belki de Aristo bu sözü sevgilisinden ayrılmasının ardından bir duygu yoğunluğu anında söylemiştir. Ama insanın bir başkasıyla yakınlık kurarken kendini daha iyi tanıdığına dair şüphem yok.

Bir başka emin olduğum konu da, insanların en büyük eğlencesinin, merak ve uğraş konusunun yine insan olduğu. İstediğiniz kadar uzay, robot, yapay zeka muhabbeti yapın. Bunu fark eden Elon Musk bile Twitter’dan takipçilerine telefon numarasını vermeye başladı.

Arkadaşlık ilişkilerinin bir başka önemli boyutu, tarih içinde pek az değişime uğramaları. Diğer insan ilişkilerini düşünelim. Örneğin aile ilişkileri oldukça değişmiş, çocuğa verilen önem yıllar içinde artmıştır. Romantik ilişkiler, iş ve üretim ilişkileri, birey-iktidar ilişkisi hep değişirken, arkadaşlık nispeten sabit kalmıştır. Bundan da muhakkak bir yere varılabilir ama benim kapasitem yetmedi.

Arkadaş grupları birbirine nasıl davranmalı, uzun mesafeli arkadaş ilişkileri sürdürülebilir mi, iç dünyamızı kime ne kadar açmalıyız, arkadaşın için yapacağın en büyük fedakarlık nedir ve daha birçok sorunun cevabı, Dünya Nereye Gidiyor’un 39. bölümünde.

 

Bölüm 38: Hediye, Milli Piyango Yılbaşı Çekilişi

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Yılbaşı yaklaşıyor, hediye dönemi de. Kimisi için angarya olan, kimisi için hediye aldığı kişiye yakınlaştığı ve onu mutlu etmek için uğraştığı keyifli bir aktivite. Hediyeler için en çok söylenen şeylerden biri karşılıksız olduklarıdır. Peki gerçekten öyle midir? Maddi veya ayni bir karşılığı olmasa da hediyelerden psikolojik bir karşılık da mı beklenmez? Hediye alınan kişi borçlu mu çıkar? Alan kendini tatmin etmek için mi alır? En iyi hediye nasıl olur? Alacağınız yılbaşı hediyesi konusunda tavsiye veremesek de tüm bu soruların cevabı ve çok daha fazlası bu bölümde.

En son ne zaman kazandığınızı hissettiniz? Muhtemelen eğitim hayatınızda. Liseye giriş sınavını, üniversite sınavını, hatta belki bir bursu kazandıktan sonra standart bir işe girip ofise gitmeye başladınız ve her gün aynı rutinin pasif katılımcısı oldunuz. Bu hafta bütün bunlardan sizi kurtaracak bir ütopyadan bahsediyoruz: milli piyango yılbaşı çekilişi. Siz boşa para harcadığınızı, aptal olduğunuzu söyleyenlere bakmayın. Sadece 15 liraya günlerce hayal kurup bir nebze rahatlama, mutlu olma imkanını başka hiçbir ürün veya hizmet sağlamaz. Üstüne üstlük kazanacaksınız da. Belki büyük ikramiyeyi, belki de amortiyi.

Bölüm 37: Konser Edepsizleri, Mektup

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’un 37. bölümüne konser adabını ve konserlerde yapılmaması gereken hareketleri konuşarak başlıyoruz. Konserlerde sürekli ve yüksek sesle konuşmak, etraftakilerle gereksiz fiziksel temasta bulunmak, tüm konseri arkadakilerin açısını kapatacak şekilde telefona kaydetmek ve daha birçok konser keyfini kaçıran sinir bozucu hareketi tartıştık.

Bölümün ikinci kısmında günümüzde modası geçen, ancak bugün dahi birçok kişi tarafından sevilen mektuplardan bahsettik. İfadede formun içeriğe etkisi, sevgiliye ve arkadaşa yazılan mektup arasındaki fark, iş başvurusu sürecinde yazılan mektuplar, yazılan mektubu şişeye koyup denize bırakmanın modern versiyonu ve çok daha fazlası Dünya Nereye Gidiyor’un 37. bölümünde.

Bölüm 36: Öğrenilmiş Romantizm

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Zulüm 1750’lerde başladı… Tarih sahnesine hızla girerek müzik, edebiyat ve her türlü sanatsal/düşünsel alanı sarsan romantizm; insanların aşktan anladıklarını, ilişkilerin nasıl kurulması gerektiğini, birbirini seven insanların nasıl davranacağını belirledi ve bugün de belirlemeye devam ediyor. Belki de en kişisel ve doğal duygu olduğu düşünülen aşk ve sevginin nasıl yaşanacağının toplum ve kültür tarafından belirlendiği fikri birçok kişiye kabul edilebilir gelmese de, tarih bize gerçeğin bu olduğunu söylüyor. Bu anlamda tüm romantizm, hatta aşk da öğrenilmiştir diyebiliriz.

Ama bu kadar ciddiyet ve fikri çerçeve yeter. Dünya Nereye Gidiyor’un 36. bölümünde biz öğrenilmiş romantizmi içten gelmeyen, tesadüfen gerçekleşmeyen, sadece yapılması gerektiği düşünüldüğü için yapılan hareketlerle sınırlıyoruz. Herkes hayatının bir noktasında romantik filmlerden, dizilerden gördüğü bir romantik jesti taklit etmeye çalışırken yabancılaşmış veya komik duruma düşmüştür. Bir de üstüne, herkesin yaptığı şeyin aynısını yapmanın bizim ilişkimizle ne ilgisi var, mum yakmanın neresi çekici diye de sorgulamıştır. Öte yandan öğrenilmiş romantizmin iyi yanları da yok diyemeyiz. Sırf bir yerden öğrendi veya defalarca başına kakıldı diye eve giderken eşine çiçek alan biri sonuçta hem kendini hem de eşini mutlu eder. Peki bu mu daha büyük romantizmdir yoksa eşi seviyor diye televizyon izlerken meyve soyup vermesi, meyveyi soyarken de mandalinayı baş parmağına takması mı? Zor soru. Bu konudaki tüm zor soruların cevapları için 36. bölümümüzü dinleyin.

Bölüm 35: Fiziken Genç Olmak, Spor Salonları

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Baş ağrısı, bel ağrısı, metabolizmanın yavaşlaması, eskisinden daha yavaş iyileşmek, hep yorgun hissetmek, hangover’ın ertesi günün tamamında sürmesini geçelim, daha içerken başlaması ve daha birçokları… 70 yaşında birinin değil, bizzat kendimin şikayetlerinden bahsediyorum. Son birkaç ayda yaşadıklarım sonucunda yaşlılığın aniden veya belirli bir yaşta gelmediğini, aşama aşama insanın vücudunu esir aldığını fark ettim. Hele ki bizim gibi geç olgunlaşan, hayata geç başlayan ve gençlik hevesleri orta yaşlarında da devam edecek milenyaller için durum tam bir trajedi. Neyse biz de Elon Musk’ın gençlik iksiri icat etmesini bekleyeceğiz.

Başlığı görünce, “Neden bu sefer iki tane birbiriyle alakalı dünyayı iyiye götüren konu getirdiniz?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Bence de spor salonları insanların vücutlarını geliştirerek genç kalmasını sağlıyor, ama Hakan böyle düşünmüyor. Ona göre yürüyen merdivenin solundan yürümek ve evde bidon kaldırıp indirmek spor salonunda yapılacak antrenmandan daha etkili. Bense soyunma odalarında yaşlıların teşhirciliği ve kötü müziklere rağmen spor salonlarının egzersiz için ideal yerler olduğunu savunuyorum. Siz neyi tercih edersiniz bilmem ama sağlıklı kalmak istiyorsanız 35. bölümümüzü dinleyin.

 

Bölüm 34: Araştırmak Yerine Sorarak Öğrenenler, Evde TV Olması

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’u artık Facebook ve YouTube‘dan da takip edebilirsiniz, hatta edin lütfen. Biliyorsunuz, siz olmadan hiçbir şeyin anlamı yok… İlerleyen günlerde YouTube’a özel içerik yapmayı düşünüyoruz. Facebook da bitmiş mi bitmemiş mi göreceğiz. Ama önce…

Voltaire demiş ki: “Bir insanı cevaplarıyla değil sorularıyla değerlendirin.” Ben diyorum ki, Voltaire’i boşverin. Zaten kendisi köle tüccarı bir ırkçıydı. Asıl alıntı şu şekilde olmalı: “Bir insanı ne sorduğuyla değil, kime sorduğuyla değerlendirin.” Hepimizin bilmediği, öğrenmek istediği, cevabını merak ettiği sorular oluyor. Bu sorulara nasıl yanıt aradığınız, nasıl biri olduğunuzu gösterir. Dünya üzerindeki her konuyla ilgili ister sizin gibi insanlardan, ister uzmanlardan; ister kolektif, ister bireysel bilgi alabileceğiniz; sonsuz, sınırsız ve ücretsiz kaynağa sahip olduğunuz internet yerine size en yakın kişiden bilgi almaya çalışıyorsanız, bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz. Kendiniz araştırarak cevaplarını bulabileceğiniz basit sorularla insanların zamanını çalıyorsanız, siz de modern zamanların köle tüccarı Voltaire’isiniz.

34. bölümün ikinci kısmında, evinizde televizyon olmasının etkilerini tartıştık. Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin %94’ü boş zamanlarında televizyon izliyor. Türk insanının ortalama televizyon izleme süresi günde 330 dk. Bu alanda dünyada açık ara birinciyiz. Televizyonun varlığıyla yarattığı “ev” hissi, yalnızlığı gidermesi, insanı tercih etmeye zorlamadan içerik sunan konforlu bir araç olması gibi olumlu taraflarının yanında, izledikçe insanı içine çeken bir kötü içerik bataklığı olması gibi sorunları da var. Hangi tarafın ağır bastığına oylarınızla ve yorumlarınızla siz karar vereceksiniz.