Bölüm 11: İnternet Servis Sağlayıcıları, Uçağın Yaygınlaşması

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

OYLAMA

Müşteri hizmetlerindeki robotla yaşadığım sorun, İnternet Servis Sağlayıcıları’nın hizmet kalitesi, tekel/kartel durumu, Netflix’in Türkiye’deki acıklı durumu, kota, Adil Kullanım Sınırı, BTK’nın kararı sonrası yeni internet sınırları, çeşitli düzenbazlıklar, alavere dalavereler, kötü hizmete verilen tepkiler, şehirler arası otobüslerin yerini uçakların alması, elit hostesler, uçak bileti fiyatlarının düşmesi, istatistiksel ve psikolojik olarak en güvenli ulaşım yöntemi, road trip’e dair bir komplo teorisi, ekolojik etkiler, uçakta ayakta yolculuk… Alayı ve çok çok daha fazlası Dünya Nereye Gidiyor’un 11. bölümünde.

Bölüm 10: Aseksüellik, Girişimcilik

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Zor olanı başardık ve 10 bölümü geride bıraktık. Bu zamana kadar bizi dinleyen herkese eyvallah, sizin katkılarınızla 100’ü de görürüz.

Dünya Nereye Gidiyor’un 10. bölümünde sizden gelen konuları tartıştık. İlk konumuz tarih boyunca var olan ancak son yıllarda giderek görünür hale gelen bir cinsel yönelim, veya eksikliği: Aseksüellik. Aseksüelliğin türleri ve hangisinin en zor olduğu, toplumun aseksüelliğe tepkisi ve herkesin aseksüel olduğu bir dünyada olacak değişiklikler. Hepsi 10. bölümümüzde. Her 100 kişiden 1’i aseksüel olduğuna göre bu podcast’in dinleyici kitlesinde de en azından birkaç kişi aseksüel olmalı. Bu konudaki deneyimlerinizi gerçekten merak ediyoruz ve sesli mesaj veya yorum olarak bekliyoruz.

İkinci konumuz son zamanların en moda kelimelerinden biri: Girişimcilik. Olağan şüphelilerde Verbal Kint’in dediği gibi, “Şeytanın en iyi hilesi, sizi var olmadığına ikna etmesidir.” Kapitalizmin en büyük hilesi de girişimcilik aracılığıyla sizi hayallerinizi gerçekleştirebileceğinize, fırsat eşitliği içinde yaşadığınıza ikna etmesidir. Böylece bir yandan Elon Musk, Mark Zuckerberg, Steve Jobs gibilere özenerek hayal kurarken, diğer yandan onlar gibi olamadığınız için kendinizi suçlarsınız. Bölümde daha komik şeylerden de bahsediyoruz. Dinleyin, başarılı ve başarısız girişimcilik hikayelerinizi bizimle paylaşın.

Bölüm 9: İlişkilerde Yaş Farkı

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Birçok erkek çocuğu şu ikisinin hayalini kurar: öğretmeniyle aşk yaşamak, bulunduğu ülkenin lideri olmak. Emmanuel Macron her ikisini de gerçekleştirdi- birini henüz çocukken. Brigitte Macron da lise öğretmeniyken gözüne kestirdiği, kendinden 24 yaş küçük öğrencisiyle evlendi. Birçok kadın bunun hayalini kuruyor mu emin değilim. Ama önce…

Dünya Nereye Gidiyor’un 10. bölümünde sizden gelen konuları tartışacağız. Bu bölümün yorum kısmından veya Twitter’dan bana konuşmamızı istediğiniz konuları iletin, içinden rastgele iki tanesini seçip haftaya konuşalım.

Bu bölümde sadece Macron’un evliliğini değil, genel olarak ilişkilerde yaş farkını konuşuyoruz. Aralarında yaş farkı olan ünlü çiftler, yaş farkına bilimsel, toplumsal, emekliliksel ve cinsel yaklaşım. Hepsi ve daha fazlası Dünya Nereye Gidiyor’un 9. bölümünde. Üstelik çok önemli bir konuğumuz da var.

Bölüm 8: Ruh Sağlığı Hakkında Farkındalığın Artması, Aynı Hikayenin Tekrar Anlatılması

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Dünya Nereye Gidiyor’un 8. bölümünün ilk konusu: insanların ruh sağlıklarından daha çok bahsetmesi, böylece farkındalığın artması. Prens William ve Lady Gaga’nın görüntülü konuşmasından ve daha sonra diğer ünlülerin de farkındalık kampanyasına katılmasından yola çıkarak, ruh sağlığıyla ilgili her şeyi ortaya dökmek mi yoksa olabildiği kadar bastırmak mı daha iyi sorusuna iğrenç metaforlar eşliğinde yanıt arıyoruz.

Bölümün ikinci kısmında, ilk bölümde konuştuğumuz mental sorunlardan birini mercek altına alıyoruz. Kim aynı hikayeyi aynı insanlara tekrar tekrar anlatmaktan zevk alan insanların normal olduğunu iddia edebilir ki? Onlar normalse bile, aynı hikayelere tekrar tekrar maruz kalmak zorunda olan bizlerin ruh sağlığı bozulmak üzere. Muhakkak siz de bu cehennemi daha önce yaşamış ve arkadaşınızdan, kendinizden, hayattan, hatta küçük kedi yavrularından bile nefret edecek hale gelmişsinizdir. Hayatı Edge of Tomorrow filmindeki gibi yaşamak istemeyenlerden destek yorumları bekliyorum.

Bölüm 7: İş Adamlarında Mesih Kompleksi, Fast-food’cuların Lüks Restorana Dönüşmesi

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Dünya Nereye Gidiyor’un 7. bölümünde günümüzün süperstar iş adamlarının psikolojisini inceliyor, fast-food’cuların fiyat/kalite performansı üzerine yorum yapıyoruz. Ama önce…

C-Lkw_WXYAAN1Rt

iTunes Türkiye En Popüler Podcast’ler listesinde 2. sıraya kadar tırmandık! Bu zamana kadar bizi dinlediğiniz ve destek olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Dinlemeye ve sevdiklerinize dinletmeye devam edin ki Kadir Çöpdemir’i de geçelim.

Bill Gates, Steve Jobs, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos, Elon Musk ve daha birçoğunun en belirgin ortak özellikleri nedir? Mesih kompleksine sahip olmaları. Peki tarihin en büyük yıkımlarına sebep olan askeri dehalar ve diktatörlerle özdeşleşen bu terim nasıl olur da dünyayı iyiye götürür? Cevabı, Dünya Nereye Gidiyor’un 7. bölümünde.

Bölümün kolayca viral reklam olarak algılanabilecek, ama öyle olmayan ikinci yarısında, fast-food restoranlarının ürün ve fiyat anlamında lüks sınıfına girmesinden bahsediyoruz. Bana kalırsa fast-food fiyatları ucuz bile, ama yine de daha ucuz olması için yapması gerekenleri sıralamaktan geri durmuyoruz. Bu arada, Big Mac® Menü sadece 12 TL!

Bölüm 6: Small Talk

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

“Havalar da yavaş yavaş ısınmaya başladı”, “Nasıl bu aralar, yoğun musun?”, “Haftasonu neler yaptın?”, “Tatil planın var mı?” ve daha birçoğu. Sevelim ya da sevmeyelim, yapalım ya da yapmayalım, small talk hepimizin hayatının kaçınılmaz gerçeği. Kimimiz kokteyllerin ve plaza asansörlerinin girişken ismi olur, kimimizse aklına söyleyecek bir şey gelmeyince çaresizce “Hmm iyiymiş abi, aynen ya” derken ben şu an burada ne bok yiyorum diye düşünür.

Peki small talk’tan kaçmak mümkün müdür? Yerine derin konulardan konuşmayı mı koymak gerekir, yoksa sessizliği mi? Yeni tanışılan biriyle haddini aşmadan ve garip gözükmeden nasıl daha eğlenceli, ilgi çekici ve gerçek bir sohbet yapılabilir? Flört etmeye small talk’la başlamak ne kadar doğru? Tüm bu soruların ve small talk’la ilgili aklınıza gelebilecek diğer bütün soruların cevabını Dünya Nereye Gidiyor’un 6. bölümünde bulabilirsiniz.

Small talk’un kökenine dair Hakan’ın sunduğu önerme inandırıcı gelmediyse, aşağıdaki videoya da bakabilirsiniz.

Siz small talk yapıyor musunuz? Bu konuda yetenekli misiniz? Peki hoşunuza gidiyor mu? Her türlü düşüncenizi yorum kısmında bekliyoruz.

Bölüm 5: Simülasyon Oyunları, Networking

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Dünya Nereye Gidiyor’un beşinci bölümünü çok faydalı bir buluşla açıyorum: Simülasyon oyunları. Sabah 9, akşam 6 arası rutin, sıkıcı, tekdüze, sizden başka herkesin tamamen sizinle aynı şekilde yapabileceği ve sizin de yapmaktan nefret ettiğiniz, her sabah kendinize “Allah’ım neden bu işi yapıyorum?” diye sorduğunuz ama para kazanmak zorunda olduğunuzu hatırlayıp ağlayarak yataktan kalkıp gittiğiniz işiniz bitip eve döndükten sonra rahatlamanın en iyi yolu nedir? Uykunuz veya tuvaletiniz gelene kadar çiftçilik, tır şoförlüğü, forklift operatörlüğü gibi gerçek hayat mesleklerini icra ettiğiniz simülasyon oyunlarını oynamak diyorsanız, tam 12’den vurdunuz. “Ben zaten işimin sıradanlığından kurtulmak için oyun oynuyorum, niye böyle hareketsiz oyunları tercih edeyim?” diyorsanız hemen bölümü dinlemeye başlayın. Çünkü bu bölümde sadece simülasyon oyunlarının faydalarından değil, neden tercih edildiklerini ve toplumsal fonksiyonlarından da bahsediyorum. Ama önce…

İçinde yaşadığımız dünya gerçek mi? Ya gördüklerimiz büyük bir rüyadan ibaretse? Ya bizden teknolojik olarak daha üstün bir medeniyetin yarattığı bir simülasyonda yaşıyorsak? Peki ya Elon Musk denen sahte peygamber, sapık bir tarikat lideriyse? Bu bölümde “Kral çıplak!” diyorum. Devamı sonraki bölümlerde gelecek…

Bölümün ikinci kısmında Hakan, iş hayatının bazıları için korkulu rüyası, bazıları içinse fırsat kapısı olan Networking kavramını tartışıyor. Terimin ortaya çıkışı ve iş hayatıyla bağlantılı olarak kullanılmasıyla ilgili küçük bir anekdottan sonra; bir miktar networking’in hakkını veriyor, bir miktar da arkadaşlık ilişkilerine verdiği zarardan bahsediyoruz. Siz siz olun, kariyeriniz için networking yapsanız bile özel hayatınıza bu mekanik ilişki biçimini yansıtmayın.

Hangi simülasyon oyunlarını oynadınız veya oynuyorsunuz? Networking hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bölüm 4: Yeni Nesilde Nostalji Duygusu, Ne Yapmamız Gerektiğini Söyleyen Reklamlar

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Dünya Nereye Gidiyor’un 4. bölümü, en yaygın duygulardan biriyle başlıyor: Nostalji. Sevsek de sevmesek de hepimiz kaçınılmaz şekilde nostaljiye kapılıyoruz. Hakan, geçmiş belgelendikçe nostalji ortadan kalkar diyor. Bense bugünün gençlerinin en nostaljik nesil olduğunu düşünüyorum. 90’lar yaşandı ama bitmedi, şu an hala 90’larda yaşamaya devam ediyoruz. Yoksa Pokémon GO oynayıp, 90’lar pop dinleyip, adidas Superstar giymezdik.

“Hey sen, dinleyici! Niye boş boş duruyorsun? Tak kulaklığını, hemen Dünya Nereye Gidiyor’u dinle! Üstelik şimdi iOS ve Android uygulamalarında da mevcut.” Bu tip reklamlar sizi delirtiyorsa, doğru yerdesiniz. Bu bölümde sadece gnctrkcll’in laubali reklamlarına değil, bizi güya motive edeceği düşünülen ibarelere de savaş açıyorum. Aşağıya sadece bir örneğini koyuyorum, yayında da neden aptalca olduğunu ve beni çıldırttığını anlatıyorum.

C5xEszcWQAMMC3c

Geçmişten en çok neyi özlüyorsunuz, hangi reklamlara deli oluyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bölüm 3: Güzellik Standartlarına Uyum Çabası

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

Dünya Nereye Gidiyor’un üçüncü bölümünde; tüm zamanların, ama en çok da Instagram ve Snapchat çağının en hayati özelliğini tartışıyoruz: Güzellik.

Güzel olanlar, olmayanlar, olmak isteyenler… Neredeyse hepimiz güzel olmak için çaba sarfediyor, en azından nasıl daha güzel olacağımızı düşünmeye zaman ayırıyoruz. Bu uğurda bıçak altına yatan da, koşu bandına çıkan da bizdendir. Bacak antrenmanını atlayıp sadece biseps çalışanlardan emin değiliz.

Güzellik anlayışı nasıl oluştu ve gelişti, evrensel standartlara uyum sağlamak için neler yapıyoruz, en azından bu konuda cinsiyet eşitliği sağlayabildik mi? Tüm bu soruların cevabını Dünya Nereye Gidiyor’un üçüncü bölümünde bulabilirsiniz.

Biz bölüm sonunda kendi oylamamızı yaptık, ama katılımcı demokrasiye inandığımız için sizin fikirlerinizi daha çok önemsiyoruz. Sizce güzellik standartlarına uyum çabası dünyayı iyiye mi yoksa kötüye mi götürüyor?

Bölüm 2: Dedikodu, Gizli Irkçılık

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için: Apple iOS, Android

İkinci bölümümüze herkesin yaptığı, ancak kimsenin yaptığından bahsetmek istemediği bir eylemle başlıyoruz. Hayır, kötü kokandan bahsetmiyorum. Dedikodunun insanlık tarihine yaptığı katkılardan sonra, sağlığa faydalarını ve toplum içi fonksiyonlarını anlatıyorum. Dedikodu yaptığınız için çevrenizden tepki görüyor veya dedikodu yaparken kendinizi az da olsa suçlu hissediyorsanız, Dünya Nereye Gidiyor’un bu bölümünü kaçırmayın.

Facebook veya Instagram’da siyah çocuklarla poz verdiğiniz mutlu fotoğraflarınız varsa hemen kaldırın, çünkü bu bölümün ikinci konusu dünyayı kötüye götüren gizli ırkçılık. Anne olmaya hazırlanırken oksitosin hormonları tavan yapan Hakan; önce gizli ırkçılığı birinci elden tecrübe edenlerle empati kurmaya çalışıyor, daha sonraysa Türk insanının hangi şartlarda ırkçı olmadığını açıklıyor. Bütün bunlar ve çok daha fazlası, Dünya Nereye Gidiyor’un ikinci bölümünde.

Siz ne kadar gizli bir ırkçısınız? Test sonuçlarını yorum kısmında bekliyoruz.

Bahsedilenler: Dedikodunun sağlığa faydaları, Erkekler kadınlardan çok dedikodu yapıyor, Dunbar’ın makalesi