Bölüm 34: Araştırmak Yerine Sorarak Öğrenenler, Evde TV Olması

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’u artık Facebook ve YouTube‘dan da takip edebilirsiniz, hatta edin lütfen. Biliyorsunuz, siz olmadan hiçbir şeyin anlamı yok… İlerleyen günlerde YouTube’a özel içerik yapmayı düşünüyoruz. Facebook da bitmiş mi bitmemiş mi göreceğiz. Ama önce…

Voltaire demiş ki: “Bir insanı cevaplarıyla değil sorularıyla değerlendirin.” Ben diyorum ki, Voltaire’i boşverin. Zaten kendisi köle tüccarı bir ırkçıydı. Asıl alıntı şu şekilde olmalı: “Bir insanı ne sorduğuyla değil, kime sorduğuyla değerlendirin.” Hepimizin bilmediği, öğrenmek istediği, cevabını merak ettiği sorular oluyor. Bu sorulara nasıl yanıt aradığınız, nasıl biri olduğunuzu gösterir. Dünya üzerindeki her konuyla ilgili ister sizin gibi insanlardan, ister uzmanlardan; ister kolektif, ister bireysel bilgi alabileceğiniz; sonsuz, sınırsız ve ücretsiz kaynağa sahip olduğunuz internet yerine size en yakın kişiden bilgi almaya çalışıyorsanız, bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz. Kendiniz araştırarak cevaplarını bulabileceğiniz basit sorularla insanların zamanını çalıyorsanız, siz de modern zamanların köle tüccarı Voltaire’isiniz.

34. bölümün ikinci kısmında, evinizde televizyon olmasının etkilerini tartıştık. Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin %94’ü boş zamanlarında televizyon izliyor. Türk insanının ortalama televizyon izleme süresi günde 330 dk. Bu alanda dünyada açık ara birinciyiz. Televizyonun varlığıyla yarattığı “ev” hissi, yalnızlığı gidermesi, insanı tercih etmeye zorlamadan içerik sunan konforlu bir araç olması gibi olumlu taraflarının yanında, izledikçe insanı içine çeken bir kötü içerik bataklığı olması gibi sorunları da var. Hangi tarafın ağır bastığına oylarınızla ve yorumlarınızla siz karar vereceksiniz.

 

Bölüm 33: Yazcılık vs Kışçılık

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Dünya Nereye Gidiyor’u artık Facebook ve YouTube‘dan da takip edebilirsiniz, hatta edin lütfen. Biliyorsunuz, siz olmadan hiçbir şeyin anlamı yok… İlerleyen günlerde YouTube’a özel içerik yapmayı düşünüyoruz. Facebook da bitmiş mi bitmemiş mi göreceğiz. Ama önce…

Dünya Nereye Gidiyor’un 33. bölümünde Twitter’ın PuCCa’dan da ünlü tek “fenomeni” Marki de Sekban ile yıllardır çözüme bağlanamayan büyük bir toplumsal sorunu ele alıyoruz. İnsanların sevdiği şeyleri ölçüsüzce övüp sevmediklerini yerin dibine soktuğu bu fanlar ve haterlar dünyasında “valla bence en iyisi bahar ayları” diyen orta yolcuları şöyle bir kenara alalım. 3 aydır düzenli olarak düşen hava sıcaklığını dikkate almadan ilk ciddi soğukta, “bir anda kış geldi hiç anlamadım”cılar da pisti boşaltsın. Moda, ilişkiler, toplu taşıma, tatil, medeniyet algısı, çıplaklık ve daha birçok açıdan hangi mevsimin daha iyi olduğunu kendi tarzımızla tartıştık. Dinleyin ve sevdiğiniz mevsimi sevmeyenlere dinletin.

 

Bölüm 32: Hizmetlerin Puanlanması, “Demek ki biz bir şeyleri doğru yapıyoruz” Cümlesi

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Siz de bir hizmeti satın aldıktan ve tükettikten sonra oy vermeden tamamlanmış hissetmeyenlerden misiniz? İster beğendiğim bir hizmeti ödüllendirmek, isterse nefret ettiğim bir işletmeye zarar vermek için olsun, benim için aldığım hizmeti puanlamak artık tecrübenin önemli bir parçası. Ama kişisel tatminin de ötesinde puan vermek çağımızın en büyük sorunlarından tercih yorgunluğunu çözen toplumsal bir hizmettir. Peki neden sadece bazı hizmetler puanlanıyor da mallar ve insanlar puanlanmıyor? Dünya Nereye Gidiyor’un 32. bölümünde distopyalar ütopyalaşıyor.

“Demek ki biz bir şeyleri doğru yapıyoruz.” Bu cümleyi duymayan yoktur. Kimi zaman bir başarının ardından böbürlenmek, kimi zaman eleştirilere karşı bir “çelik ayna” olarak kullanılır. Kendinden çoğul olarak bahsetme antipatikliğine ek olarak, bunu söyleyen kişiye neyi doğru yaptığını sorduğunuzda cevap alamayacak olmanız, yaklaşımın tırtlığını ortaya koymak için yeterli. Son olarak, son zamanların trendlerinden sosyal medyada kendini övme ve sevme trendinden de bahsediyoruz. 32. bölümümüzü dinlerseniz en azından bazı şeyleri doğru yaptığınızın garantisini verebiliriz.

 

Bölüm 31: Flört Etmenin Zorluğu, Porno

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Kadın mücadelesi tarihte birçok kazanıma ulaşmış, pek çok alanda eşitliği sağlamış ve sağlamaya da devam etmekte. Ama kadınlar en büyük kazanımları için hiç mücadele etmediler: flörtü başlatma sorumluluğunun büyük çoğunlukla erkekte olması. Hem kadınları hem de erkekleri kötü etkileyen bu lanet kalkmadan, insanoğlunun tam olarak mutlu olması mümkün değil. Ama önce…

Dünya Nereye Gidiyor’un 31. bölümüne yine taharet musluğu muhabbetiyle başlıyor ve konuyu milli iradeye taşımaya karar veriyoruz. Son dönemde patlayan Hollywood skandalları ve Kevin Spacey ile ilgili de birkaç şey söylüyoruz.

Bölümün ikinci kısmında iyisi ve kötüsüyle hayatımızda büyük yeri olan pornodan bahsediyoruz ve Hakan’ın “akademik” araştırmaları eşliğinde porno cinsellikten beklentileri değiştirir mi, başka bir porno mümkün mü gibi sorulara cevap arıyoruz.

 

Bölüm 30: Soru-Cevap

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

30. bölümümüzde daha önce söylediğimiz gibi sizden gelen soruları yanıtladık. Bir sürü soru sorduğunuz için teşekkür ederiz, olabildiği kadarını cevaplamaya çalıştık. Rick and Morty savunmam, bir insanı ne mutlu eder, taharet musluğu, küfrederken oto-sansür, son dönem hip-hop müzik ve cinsellik, Hakan’ın garip taciz hikayesi, astrolojiye inanmak ya da inanmamak, masonluk ve daha fazlası bu bölümde.

Bölüm 29: Rick&Morty, Evlilik Sözleşmeleri

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

Duyuru: 30. bölümümüzün tamamında sizden gelen soruları cevaplayacağız. Siteden anonim yorumla, iletisim@dunyanereyegidiyor.com adresine mail atarak, Twitter’dan mention veya özel mesajla, kısacası nasıl isterseniz bize her türlü sorunuzu iletebilirsiniz. 30. bölümde olabildiği kadar hepsine yanıt vereceğiz.

Rick and Morty. Açık ara dünyanın en iyi dizisi ve hayatın anlamının bu dizide saklı olduğunu düşünüyorum. Nihilist yaklaşımı ve bilim kurgu altyapısı ile bir zeka patlaması yaratan bu dizi herkesin kolay kolay anlayamayacağı espri ve göndermelerden oluşuyor. Esprilerin arkası o kadar dolu ki çoğu zaman düşünmekten gülemiyorsun bile. Szechuan sos, pickle rick, wubba lubba dub dub… Neyse gülmekten devamını yazamayacağım. Tüm Rick and Morty sevenleri ve hater’ları bu bölümü dinlemeye davet ediyorum.

Bu bölümde eski konuklarımızdan Ömer’le programa yeni bir kısım eklemeyi denedik. Bundan sonra zaman zaman güncel ve ilginç haberleri birlikte tartışacağız. Bölümü dinledikten sonra bu yeni kısmı nasıl bulduğunuzu bize de söyleyin.

Son olarak evlilik sözleşmelerini tartıştık. Evet, evlilik zaten başlı başına bir sözleşme ama ekstra adımlar romantizmi öldürüyor mu? Evlilik kurumu çöküyor mu yoksa günümüzde insanlar daha mantıklı davranıp daha iyisini istedikleri için mi boşanıyorlar? Zenginin malının züğürdün dilini yorduğu sohbetimiz ve daha fazlası 29. bölümümüzde.

Bölüm 28: Sosyal Medyada Algoritmik Akış, Diyalog Kurma Çabası

Dünya Nereye Gidiyor’u telefondan dinlemek ve abone olmak için:

Apple iOSAndroid

OYLAMA

En sevdiğiniz sosyal medya sitelerine veya uygulamalarına girdiğinizde isteyerek takip ettiğiniz hesaplar tarafından gönderilen içerikler yerine sosyal medya sitesi tarafından size uygun görülen içerikleri görmek zorunda olduğunuzu düşünün. Sinir bozucu ve distopik, değil mi? Asıl sorun bunun çok da uzakta olmaması. Halihazırda sosyal medya siteleri bir bir kronolojik akışı terk edip algoritmik akışa geçerek hangi içerikleri daha fazla görmemiz gerektiğine karar veriyor. Bunun sonucunda her gün aynı postları 50 kere görürken, bizim için önemli olabilecekleri kaçırıyoruz. Yarın öbür gün sadece sıralamasını değil, neyi görüp neyi görmememiz gerektiğini de algoritmayla belirlemeye çalışabilirler. Tehlikenin farkında mısınız?

Hiç konuşurken karşınızdakinin sizinle ilgilenmediğini, söylediklerinize dikkat etmediğini, aranızdaki diyaloğu sürdürmek için herhangi bir çaba harcamadığını hissettiniz mi? Muhakkak hissetmişsinizdir. Konuşmak hayatın her alanında ve sürekli gerçekleştirdiğimiz bir eylem olduğu için bize çok basit geliyor, ama anlamlı bir diyalog sürdürmek için ciddi dikkat, efor ve zaman gerekiyor. Tıpkı tango gibi diyalog da iki kişiyle yapılır, ama bazen karşınızdaki havamda değilim veya bileğim burkuldu diyerek dans etmek istemeyebilir. Ben bunun karşınızdaki kişinin sizden ne kadar etkilendiğine, sizin muhabbet kapasitenize, doğru konuyu bulma kabiliyetinize ve diğer değişebilen faktörlere bağlıyorum. Hakan’sa bu kişilerin “diyalog patatesi” adı verilen özel bir tür olduğunu iddia ediyor. Hepsi ve daha fazlası 28. bölümümüzde.